Peygamber efendimiz nasıl giyinirdi? İhram elbisesi nasıldı?


0

Hacıların göğüsten aşağısını örtmek için büründükleri ihrama “izâr”, sırtına aldıkları ihrama “rida” denir.

Peygamber Efendimiz’in (sallallahu aleyhi vesellem) mübarek ridâ bürgülerinin uzunluğu 4, eni ise 2 zirâ idi.

Vâkıdi, bir rivayette Resûl-i Ekrem’in (aleyhisselâm) izârının 4 zirâ ve bir karış boyunda, 2 zirâ eninde olduğunu; bir başka rivayette ise yine Vâkıdî Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi vesellem) ridâlarının 6 zirâ uzunluğunda, 3 zirâ ve bir karış eninde olduğunu söylemiştir.

Ebû Büreyde (radıyallahu anh] anlatıyor: Bize müminlerin annesi Hz. Aişe yamalı bir ridâ, kalın iplikten dokunmuş bir izâr çıkarıp göstererek, “Peygamber Efendimiz (sallallahu aleyhi vesellem) ahirete göçtüğü vakit bu ridâ, bu izâr onun üzerindeydi” dedi.

Hz. Peygamber’in, sıkıntılı zamanlarında değil de ömrünün sonunda, şevket zamanında yani fetih ve zaferden sonra fakirane bu iki elbiseyi giymiş olması, Resûlullah Efendimiz’in (sallallahu aleyhi vesellem) tavazusundan dolayı iftihar edilecek elbiseler giymediğini, kulluğa yakışacak elbiseler giyerek müslümanlara örnek olduğunu göstermektedir.

Imam Nevevi, “Bu gibi hadisler, bize Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi vesellem) dünyanın lezzetlerinden kaçındığını, ancak yetişecek
olan seylerle yetindiğini anlatmaktadır” der. Müslümanlar da Hz. Muhammed’in (sallallahu aleyhi vesellem) ve Allah’ın veli kullarının yolundan gitmeli, onun güzel ahlâkıyla ahlâklanmalıdır. Gerek giyim gerekse diğer dünya işlerinde, maâzallah, Hz. Peygamber’e (sallallahu aleyhi vesellem) değil de nefse, şeytana ve hevaya uyup dünya işlerine yoğunlaşırsa sonunun hüsran olacağı apaçık ortada olduğunu bilmelidir.

Eş’as b. Süleym (radıyallahu anh) anlatıyor: Ben halamdan duydum, o da amcasından haber verdi: Ben Medine’de izârımı verde sürüyerek yürüyordum, arkamdan biri, “İzârını yukarı çekmelisin! Bu onun daha temiz olmasına ve daha dayanıklı olmasına sebep olur” dedi. Bir de arkama baktım ki o kimse Allah’ın resûlü imiş. “Yâ Resûlallah yerlere sürünen kıymetsiz alaca bir elbisedir” dedim. O, “Benim sünnetime uymak yok mu?” buyurdu. Bir de baktım ki onun izânı inciğinin yarısına gelmişti.

Erkeklerin elbisesinin biraz kısa olması gerektiğine işarettir. Hanımlarınki topuğa kadar olmalıdır. Ne yazık ki hayâ azalmış, elbiseler kasığa çıkmıştır. Allah islah eylesin. Hanımların elbisesinin topuğa kadar olması farzdır. Peygamberimiz’in (sallallahu aleyhi vesellem) hanımlarının sünnetidir.

Seleme b. Ekva (radıyallahu anh), “Osman b. Affân’ın giydiği izar baldırının yarasına kadar uzanır, benim sahibimin (Resûlullah) giyimi de aynen böyle idi” buyururdu.

Seleme kendisi sahabe ve Hz. Peygamber’in (sallallahu aleyhi vesellem) izânı nasıl giydiği belli iken bu hadisi Hz. Osman’ın izârinin durumunu ortaya koyarak rivayet etmesinin sebebi; Hz. Peygamber’in (sallallahu leyhi vesellem), “Benim sünnetime, benden sonraki râşid halifelerin sünnetine uyunuz” buyruğunu hatırlatmak içindir.

Huzeyfe b. Yemân (radıyallahu anh]anlatıyor: Resulullah (sallallahu aleyhi vesellem) benim baldırımın etine yapıştı (veya kendi baldırına yapıştı) ve şöyle buyurdu: “İzârın uzunluğunun efdalı işte buraya kadardır. Eğer aşağıya inersen topuktan yukarı olsun, izânın topuklarda hakkı yoktur, orayı geçmesin.”

Erkeklerce giyilen bütün şeylerin, topuktan aşağıya geçmemesi yerlerde sürünmemesi tavsiye edilmiştir. Hanımlarınki erkeklerinkinden bir karış uzun olmalıdır.

Resûl-i Ekrem’in (sallallahu aleyhi vesellem) temiz vücudunda temizlikten başka bir şey bulunmaz, izân, ridasi sarığı ve benzeri hiçbir elbisesi kirlenmezdi. Kendisine has ve mucize olmak üzere vücudunda pire vb. bulunmaz, üzerine sinek konmaz, vücudunu sinek ısırmaz idi.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0

Sizin Tepkiniz Nedir?

+ +
0
+
+ +
0
+
+ +
0
+
+ +
0
+
+ +
0
+
+ +
0
+
+ +
0
+

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir