Hârût ile Mârût Kıssası

Hârût ile Mârût kıssası için melek resmi

Ön Söz

Hârût ile Mârût kıssası adlı yazıma hayırla geldiniz. Rabbim en iyi şekilde anlatabilmeyi, güzel bir şekilde anlayabilmeyi ve mükemmel bir şekilde amel edebilmeyi nasip etsin. Âmin

Hârût ile Mârût ssası

Hârût ve Mârût, en fazla ibadet eden meleklerdendi. İdris (as) zamanında, melekler insanların göğe yükselen kötü ve çirkin amellerini görünce, onları kınayıp ayıplayarak,

“Ey Rabbimiz, sen yeryüzünde sana isyan eden şu kimseleri mi halife yaptın?” dediler. Bunun üzerine Allah Teâlâ meleklere,

“Şayet sizi yeryüzüne indirsem, onlara verdiğim sıfat ve özellikleri size versem, siz de onların yaptıklarını yapardınız!” buyurdu.

Melekler,

“Ya Rabbi, seni tesbih ederiz; bize sana isyan etmek yakışmaz!” dediler. Bunun üzerine Allah Teâlâ,

“En hayırlılarınızdan iki melek seçin; onları yeryüzüne indireyim” buyurdu. Melekler Hârût ile Mârût‘u seçtiler.

Bu ikisi, melekler içinde en fazla ibadet yapanlardandı. Allah Teâlâ, onların vücuduna insanlara verdiği şehvet hissini koydu ve kendilerine, yeryüzünde insanlar arasında hak ile hükmetmelerini emretti, onları şirkten, haksız yere cana kıymaktan, zinadan ve içki içmekten nehyetti.

Bu iki melek, gündüzleri insanlar arasında hüküm veriyorlar, akşam olunca ism-i azamı zikrederek göğe yükseliyorlardı.

Bir gün bunlara, davacı olarak Zühre isminde bir kadın geldi. Kadın, İranlılar’ in içinde en güzel kadınlardan biriydi.

Kadının güzelliği onları mest etti, (içlerine insanlardaki gibi şehvet konduğu için) kendisiyle beraber olmak istediler, kadın yanaşmadı. Kadın ikinci gün tekrar geldi; kendisine aynı teklifte bulundular, kadın yine yanaşmadı ve, “Bunu şu şartla kabul ederim; benim ibadet ettiğime ibadet yapacaksınız, şu puta karşı namaz kılacaksınız, (yakınlarımdan bana düşmanlık eden) birini öldürecekseniz ve içki içeceksiniz, yoksa olmaz!” dedi.

Melekler bunlardan kaçınarak,

“Allah bize bunları yasakladı” dediler. Kadın da çekip gitti. Üçüncü gün yine geldi. Onlar yine kendisiyle beraber olmak istediler. Kadın, önceki gün söylediği şeyleri tekrar kendilerine arz etti. Onlar,

“Allah’tan başkası için namaz kılmak büyük bir günahtır. Kalan üç şeyin içinde en hafifi şarap içmektir” diyerek şaraptan içtiler, sarhoş oldular, kadına yaklaştılar. İşlerini bitirince, bir adam gördüler; aleyhlerine şahitlik edip olayı halka yaymasından korkarak kendisini öldürdüler.

Hz. Ali’den (kerremallahu vechehû) gelen rivayette olay şöyle anlatılır: “Kadın onlara,

‘Siz, okuyarak göğe yükseldiğiniz duayı bana haber vermedikçe, beni elde edemezsiniz!’ dedi.

Onlar da ‘O, ism-i azamdır’ dediler ve kadına öğrettiler. Kadın ism-i azamı okuyarak göğe yükseldi; Allah onu bir yıldıza çevirdi.”

Bunun için Hz. Peygamber (s.a.v), Süheyl’i gördüğü zaman şöyle demiştir:

“Allah Süheyl’e lânet etsin; o, Yemen’de (halktan zulümle) vergi tahsil ederdi. Allah Zühre’ye de lânet etsin; o, iki meleği fitneye düşürdü. “335

İbn Hacer demiştir ki: “Hârût ve Mârût kıssası, onun bâtıl olduğunu düşünen Kâdî İyâz ve ona tâbi olanların aksine, hasen senetle gelmiş bir rivayettir.”

Hârût ile Mârût kıssası şöyle devam eder:

Bu iki melek, bahsedilen suçu işledikten sonra, akşam olunca göğe yükselmek istediler, fakat kanatlarını kaldırmaya güç yetiremediler.

O zaman kendilerine göğe çıkmanın helâl olmadığını bildiler. İdris (a.s) giderek durumu haber verdiler ve ondan kendileri için Allah’a yalvarıp şefaatçi olmasını istediler, o da şefaatçi oldu. Bunun üzerine Allah Teâlâ onları, dünya azabı ile ahiret azabı arasında bir tercihte bulunmaları için serbest bıraktı. Onlar, geçici olduğu için dünya azabını tercih ettiler. Onlara Bâbil Kuyusunda azapları uygulandı.

Ayaklarından zincirlere bağlı olarak baş aşağı asıldılar. Gözleri dışarı fırlamış bir şekilde, su ile aralarında dört parmak mesafede asılı tutularak susuzluk ile azap edildiler

Burada şöyle bir soru sorulabilir: “Melekler mâsumdur, günah işlemekten korunmuştur; buna göre Hârût ile Mârût kıssası nasıl sahih olur

Buna cevap olarak deriz ki: Allah Teâlâ, bir imtihan olarak bu iki meleğe insanlardaki şehvet duygusunu verince, onlar meleklikten çıkıp insan hükmünü aldılar; artık onlarda günahlardan korunma gibi meleklik vasfı ve hükmü kalmadı.

Hârût ile Mârût Kıssası Son Söz

Hârût ile Mârût kıssası adlı yazımızın sonuna geldik. Rabbim en iyi şekilde anlatabilmeyi, güzel bir şekilde anlayabilmeyi ve mükemmel bir şekilde amel edebilmeyi nasip etsin. Âmin

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: