Güzel Ahlak Nedir? Tasavvufi Ahlak Nedir?

Merhaba kardeşlerim bu yazımızda güzel ahlak nedir onu anlatacağız inşallah. Güzel ahlak tamamen Kur’an ve sünnet ahlakıdır. Tasavvufi ahlak ise Kur’an ve Sünnet ahlakının uygulanmasına denir. Hayatının her alanında Kur’an ve Sünnet ahlakını uygulayana ise “sufi” denir. Sufiler her haliyle güzel ahlaklı olan kişilerdir.

Güzel ahlak ve tasavvufi ahlak hakkında kısaca ve özetçe bir başlangıç yapalım dedik. Şimdi bu anlattıklarımızı detaylandırarak güzel ahlak nedir ve tasavvufi ahlak nedir ayrıntılı bir şekilde anlatacağız. İnşallah faydalı olur.

Güzel Ahlak Nedir? Tasavvufi Ahlak Nedir?

Tasavvuf ahlakı kısaca güzel ahlaktan ibarettir’, diyor arifler; acaba güzel ahlak nedir?

Güzel ahlak, Yüce Yaratıcının ve halkın haklarını güzel korumaktır. Bunun tek yolu da Allah’ın Rasulü Hz. Muhammed (s.a.v) Efendimize samimiyetle tabi olmaktır.

Allah’u Teala kendisini sevenlere ve sevmek isteyenlere, bu sevginin gerçek olması ve karşılık bulması için tek bir yol göstermiştir. Bu yol:

“Rasulüm de ki: Eğer siz Allah’ı seviyorsanız, hemen bana uyunuz ki, Allah da sizi sevsin.”1 ayetinin tarif ettiği Muhammedî yoldur.

Tasavvuf ahlakı, Hz. Peygamberin (s.a.v) uyguladığı terbiye usullerine uygun olarak bir mümini eğitmektir. Efendimizin (s.a.v) sünnetine uymayan kimse, nefsiyle bin sene mücahede ve mücadele etse bile terbiye olamaz, bir başkasını eğitemez.

Güzel Ahlak İle Terbiye Olmuş Gerçek Sufiler Kimlerdir?

Arifibillah Şihâbüddin Sühreverdî (k.s) bu ayetin, kulluğun temelini ve hedefini ortaya koyduğuna dikkat çektikten sonra der:

Güzel ahlak ile terbiye olmuş sufiler, diğer müslümanlar arasında, Rasulullah’a uyma konusunda en başarılı olanlardır. Çünkü onlar, Hz. Peygamber’in (s.a.v) sözlerine tam manasıyla uyarlar. Peygamberin emrettiklerini yerine getirip, yasakladığı şeylerden şiddetle sakınırlar.

Güzel ahlak ile terbiye olmuş Sufiler, bu hususta Allahu Teala’nın: “Rasulüm size neyi verdi (ve emretti) ise onu alıp yapın, neyden nehyetti ise ondan da sakının!”2 emrine canla başla uymuşlardır.

Güzel ahlak ile terbiye olmuş Sûfiler, bütün amel ve ibadetlerinde, farz, vacip ve nafilelerde büyük bir ciddiyetle Hz. Rasulullah’a (a.s) tabi olmuşlardır. Efendimizin (s.a.v) söz ve davranışlarında kendisine uymanın bereketiyle onun ilim, haya, af, müsamaha, șefkat, merhamet, güzel geçim, nasihat, tevazu gibi ahlaklarıyla süslenmişlerdir.

Ayrıca Efendimizin (s.a.v) haşyet, sekînet, heybet, tazim, riza, sabır, zühd, tevekkül gibi hallerinden de nasiplerini alıp, Allah Rasulüne (s.a.v) her yönden tam itaat etmişlerdir.

Allah dostu Abdülvahid b. Zeyd’e: “Size göre sufi kimdir?” diye sorulunca şöyle demiştir:

“Akıllarıyla sünneti tam olarak anlamaya gayret eden, kalpleriyle ona bağlanan ve nefislerinin şerrinden de Cenab-ı Hakk’a sığınan kimseler, gerçek sufilerdir.”

Bu güzel ahlak ile terbiye olmuş gerçek sufilerin halini tam olarak anlatan bir tariftir.

Peygamber Efendimizin Güzel Ahlakı

Güzel ahlak ile ilgili ayetler verdikten sonra birazda güzel ahlak ile ilgili hadisler verelim de yazımız daha bereketli olsun inşallah.

Rasulullah (s.a.v) Efendimizin en büyük ahlakı, devamlı kendini Yüce Allah’a muhtaç bilip, nefsini O’na havale etmesiydi.

Peygamber Efendimiz güzel ahlak için dua eder ve şöyle buyururdu:

“Allah’ım! Beni, bir göz yumup açma zamanı kadar da olsa, nefsimin eline bırakma! Bana vermiş olduğun güzel şeyleri, benden geri alma!”3

Güzel ahlak için okunacak dua

Sufilerin Rasulullah’a (s.a.v.) uymakla elde ettikleri şeylerin en şereflisi budur. Bu hale iftikar denir; ve devamlı Allahu Teala’ya muhtaç olduğunu bilme halidir.

Allahu Teala, yüce lutfuyla, nefsin özelliklerini sufiye tanıtmış, Rasulullah (s.a.v) Efendimize açtığı gibi; sufiye nefsin halini göstermiş, o da, nefsinin şerrinden devamlı Allahu Teala’ya sığınıp, O’ndan yardım istemeye yönelmiştir.

Bu durumda nefis, kulu Rabbine sevk eden bir vesile olmuştur. Bunun için sufi olan bir kimse, Rabbinden gafil olmadığı gibi, nefsini kontrolden de geri kalmaz.

Daha fazla bilgi için nefis terbiyesi nedir adlı yazımızı okuyabilirsiniz.

“Nefsini bilen Rabbini de bilir.” hikmetli sözü, Allahu Teala’nın bilinmesinin, nefsin bilinmesine bağlı olduğunu ifade etmektedir.” Daha fazlası için tasavvuf sözleri ile ilgili yazımızı okuyabilirsiniz.

“Rasulullah’ın (a.s) sünneti deyince, yüce zatının sahip olduğu bu güzel ahlaklar akla gelir. Bu ahlaklara Allah dostlarından daha güzel sahip çıkan ve varis olan kim vardır?!..”4

Tek Hedef: Güzel Ahlak İle Süslenmektir

Tek hedefi güzel ahlak ile süslenmek ve kulluk ile şereflenmek olan sufinin, bu hedefe ulaşması için Hz. Rasulullah’tan (s.a.v) başka bir delili olabilir mi?!..

Allahu Teala, Rasulullah Efendimiz’i (s.a.v), öyle bir makamda oturtmuştur ki, ona itaat eden Allahu Teala’ya itaat etmiş olur. 5

O’nun elini tutup biat etmek Allah’a biat sayılmıştır. 6

Bunun için bütün veliler, ulu arif Cüneyd el-Bağdâdi’nin (k.s), belirttiği şu sözde hemfikirdirler:

“Hz Rasulullah’ın (s.a.v) sünnetine uymaktan başka Allah’a giden hiçbir yol yoktur.”7

‘Allah yolunda Kur’an ve aklım bana yeter, sünnete ihtiyacım yok’ demek; cehaletle söyleniyorsa ahmaklık, hıyanetle söyleniyorsa küfürdür. Hz. Rasulullah’ın (s.a.v) belirttiği gibi:

“Bir kimse sadece aklını değil, hevâsını da sünnete tâbi kılmadıkça, gerçek mümin olamaz.”8

Tasavvufi Ahlak İle Ahlaklanan Gerçek Sufi

İyice incelendiğinde görülecektir ki tasavvufi ahlak, insanı Kur’an ve sünnet edebi üzere terbiye eden bir okuldur. Gerçek sûfi, Kur’an-ı Hakim’de:

“Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve sadıklarla beraber olun.”9

“Sizden herhangi bir ücret istemeyen ve hidayet üzere olan kimselere uyun.”10 âyetleriyle tanıtılan sadık bir kuldur.

Bu sıfattaki bir sufi, takva yolunun imamı olup, güzel ahlak ve kulluk ile herkese örnektir. Kendisine uyan kimse, Hz. Peygamber’e uymuş ve ilâhi rızaya kavuşmuş olur.

Çünkü, kamil mürşit, “Alimler, peygamberlerin varisleridir.”11 hadis-i şerifi ile müjdelenen gerçek varistir.

Kamil mürşit alim ve ariftir. Allah rızasına aşıktır. Hz. Peygamber’in (s.a.v) ümmetine emanet ettiği bütün ilim, irfan, ibadet, takva, edep, güzel ahlak, ihlas, huşu, huzur, gözyaşı gibi manevî ilimlere ve yüce hallere varistir.

Daha fazla bilgi için Allah dostları evliyalar ve alimler kimlerdir adlı yazımızı okuyabilirsiniz.

Peygamberin peygamberliğine değil, ümmetine bıraktığı bu ilim, ahlak ve hallere varis olunur.

Ariflerden Ebû Nasr es-Sarrâc (k.s), 1378/988), velilerdeki güzel ahlak ve kulluk hâlini şöyle anlatır:

Tasavvuf terbiyesinde Allahu Teala’ya ulaşan sufiler, İslam’ın ilim ve emanetini taşıyan fıkıh, tefsir, hadis alimi ile aynı derecede farz ve vacipleri yerine getirip haramlardan kaçındıktan sonra, bir çok hususta, onlardan daha farklı bir ilim ve güzel ahlaka sahiptirler.

Güzel Ahlak Nedir Maddeler Halinde

Yukarıda anlattığımız özel ilim, yüksek ve güzel ahlaki değerler ise şunlardır:

  • Güzel ahlak mâlâyanî denilen boş işleri ve sözleri terk.
  • Güzel ahlak Allahu Teala’nın rızasından başka her şeyi kalpten çıkarmak.
  • Güzel ahlak az ile kanaat etmek.
  • Güzel ahlak dünyalık olarak zaruri ihtiyaçlarla yetinmek.
  • Güzel ahlak kendi iradesiyle fakirliği zenginliğe, açlığı tokluğa tercih etmek.
  • Güzel ahlak insanların gözünde yükselmeyi, makam ve mevki terk etmek.
  • Güzel ahlak halka son derece şefkat ve iyilik etmek.
  • Güzel ahlak büyük küçük herkese tavazu göstermek.
  • Güzel ahlak kendi ihtiyacı varken başkalarını tercih etmek.
  • Güzel ahlak dünyalık imkanları kimin kullandığına ve kimin ele geçirdiğine hiç aldırış etmemek.
  • Güzel ahlak Allah’u Teala’ya karşı güzel zan beslemek.
  • Güzel ahlak bütün iş ve ibadetlerinde ihlas halinde hareket etmek.
  • Güzel ahlak devamlı Allahu Teâlâ’ya yönelmek.
  • Güzel ahlak Allah’tan gelen belaya teslim olmak, kaza ve kadere boyun eğmek.
  • Güzel Ahlak nefsânî arzulara karşı sabretmek.
  • Güzel ahlak tasavvuf yolunda mücahedeye devam etmek, asla yılmamak.
  • Güzel ahlak Allah’u Teala’ya tam bir huzur ve huşu içinde kulluk yapabilmek için kalbi kötü düşüncelerden arındırıp murakabeye sarılmak.
  • Güzel ahlak ebedî sevgiliye kavuşmak için ölümü hayata, sıkıntıyı rahata tercih etmek.

İşte bütün bunların ötesinde, kamil sufilerin sahip olduğu daha birçok manevî ilim ve güzel ahlaki haller vardır. Ama alimler, onların varlığına iman edip hak olduklarını söylemekle yetinmişlerdir.

Mesela, inâbe, nasuh tövbesi, verâ, tevekkül, rıza, sabır, haşyet, havf, muhabbet, recâ, şevk, güzel ahlak, müşâhede, yakin, kanaat… gibi ilim ve haller bunların başında gelir.

Bütün bu saydığımız özellikler, Allahu Teala’nın kitabında ve Hz. Rasulullah’ın (s.a.v) sünnetinde mevcuttur. İlim sahipleri bütün bunları bilir. İyice araştıran alimler, velilerin bu özelliklerini inkar etmemişlerdir.

Ancak sufilerin sahip olduğu bu ilim ve halleri, sırf zahirî ilimle yetinen, Kitap ve sünnetten sadece zâhirî hükümlerle ilgili kısımları bilen ve daha çok karşısındakine karşı delil olacak şeylerin peşine düşen bir grup insan inkar etmektedir. Zamanımızdaki insanlar da, bu tür inkarların tesiri altında kalmaktadır.

Şunu da eklemekte fayda var:

Yukarıda güzel ahlak gibi saydığımız ilimlerin peşine düşen gerçekten çok az insan var.

Çünkü bu güzelliklerin elde edilmesi çok büyük sıkıntı ve mücahedelerle oluyor. İnsan tabiatı ise, genişlik, rahatlık ve ruhsata kağbet ediyor.”12

İmam Gazâlîye Göre: En Güzel Ahlaka Sahip Olanlar

İmam Gazâlî (k.s) (505/1111), diğer ilim dallarını ve İslami grupları inceledikten sonra, bütün hedefleri Kur’an ve sünnete uymak olan gerçek sufilerin hâlini de incelemiş ve nihayet şu sonuca varmıştır:

“Şunu kesinlikle anladım: Bütün halleriyle Allah yolunu tutmuş kimseler ancak sufilerdir. Onların tutumları en güzel tutum, yolları en doğru yol ve ahlakları en temiz ahlaktır.

Daha doğrusu, bütün akıllıların aklı, tüm hikmet ehlinin hikmeti ve şeriatin inceliğini kavramış alimlerin bilgisi bir araya gelse ve onların hâl ve ahlâklarını daha iyisi ile değiştirmek isteseler bile, buna güçleri yetmez.

Çünkü, sufilerin zahirî ve bâtinî güzel ahlak ile terbiye olmuş bütün hâl ve hareketleri peygamberlik nurundan alınmıştır. Bilindiği gibi yer yüzünde nübüvvet nurundan başka aydınlanacak başka bir nur da yoktur.

Tasavvufi ahlak hakkında sözün kısası, tasavvuf yolu hakkında ne denebilir ki?!.. Bu yolun ilk şartı manevi temizlik ve kalbi Allah’tan başka bütün şeylerden arındırmaktır. Bu yolun anahtarı yani esası kalbi, tamamen Allah’ı zikretmeye adamaktır. Sonu ise O’nun irâde ve rızasında yok olmaktır. (Fena hali)

Bu öyle bir haldir ki, usulünce yoluna sülük edenler bizzat tadarak öğrenirler. Onu bizzat yaşayarak öğrenemeyenler, bu yolu kat etmiş sufilerle sık sik beraber oldukları takdirde, tecrübeyle ve işiterek, bu halin varlığına kesin olarak inanır, yaşanan manevî haller sayesinde onu kesinlikle kavrarlar.

Sufilerle düşüp kalkanlar, onların sohbetlerine katılanlar onlardan bu imanı ve irfanı elde edebilirler. Çünkü sufiler öyle kimselerdir ki, onlarla aynı mecliste bulunan kimse, ilâhi rahmetten mahrum olmaz.”13

Sufiler hakkında daha fazla bilgi edinmek için sufi ne demek adlı yazımızı okuyabilirsiniz. Orada detaylıca bu konu hakkında bilgiler verilmiştir.

İşte tasavvuf, bu derece güzel ahlak ve hal sahibi salihlerin yetiştiği bir takva okuludur.

Bu okulun mezunlarına “sufi“;

Bu okulda takva dersleri okutarak -Allah’ın izniyle kalpleri tezkiye ve nefisleri terbiye eden kamillere “mürşit“;

Yolun inceliklerini kavrayanlara “mutasavvıf“; Yola yeni adım atanlara “mübtedî mürid” denir.

Şu halde mürid, sevgi ve iradesiyle bir kamil mürşidi önüne delil ve imam seçerek hak yola giren ve Allah’ın rızasını arayan kimse demektir.

Güzel ahlak nedir ve tasavvufi ahlak nedir adlı yazımızın sonuna geldik. İnşallah faydalı olmuştur. Tasavvuf hakkında daha fazla bilgi edinmek için hazırladığımız tasavvuf nedir dev rehber adlı yazımızı okuyabilirsiniz.

Ek: Kaynakça | Bibliyografya

  1. Al-i İmrân 3/31.
  2. Haşr 59/ 7.
  3. Suyûtî, el-Câmiu’s-Sağîr, Hadis No: 1478; Heysemî, Mecmeu’z-Zevâid, X, 181.
  4. Sühreverdî, Gerçek Tasavvuf, 58-59.
  5. Bu hükmü ifade eden âyet için bkz: Nisâ 4/80.
  6. Bkz: Fetih 48/10.
  7. Kuşeyrî, Risâle, I, 117; Sülemî, Tabakâtu’s-Sûfiyye, 159; Sübki, Tabakâtu’ş-Şafiiyye, II, 263.
  8. Begavi, Şerhu’s-Sünne, I, 213; İbnu Receb, Câmiu’l-Ulûm, II, 269; Suyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr, II, 178.
  9. Tevbe 9/119.
  10. Yâsîn 36/21.
  11. Ebû Dâvud, ilim, 1; Tirmizî ilim, 19; İbnu Mâce, Mukaddime, 17; Hâkim, Müstedrek, 1, 100-101.
  12. Serrâc, el-lüma’, 29-33. Kısmen tasarrufla alındı.
  13. Gazâlî, el-Munkizu Mine’d-Dalâl ve Tasavvufî incelemeler, (Terc:Salih Uçan), 184-185. Kısaltılarak alındı.
Youtube üzerinden yukarıdaki verilen videoya yorum yazarak dini sorularınızı sorabilirsiniz. Kanala abone olarak cevaplarınızı takip edebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir