0

Esmaül hüsna adlı yazımıza hayırla geldiniz.  İnsan, hayatın hangi evresinde ve hangi konumunda bulunursa bulunsun Rabbü’|-Alemin’i hakiki manada tanımakla yükümlüdür. Cenab-ı Hakk’ı bilmeden, O’na hakkıyla yönelmeden ve bağlanmadan insanın ne kendisini kavraması ne de dinini öğrenmesi mümkün olur.

İnsanın Rabb’ini tanıması için Allah’ın isim ve sıfatları’nı  en doğru şekilde bilmesi ve esmaül hüsna hakkında detaylı bilgi öğrenmesi gerekir. Bu şekilde her Müslümanın esmül hüsna’yı anlamlarıyla öğrenmesi lazımdır. Nitekim Cenab-ı Hak, Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur:

“En güzel isimler Allah’ındır.  O halde O’na o güzel isimlerle dua edin. O’nun isimleri hakkında eğri yola gidenleri bırakın. Onlar yapmakta olduklarının cezasına çarptırılacaklardır”1

Çalışmasını yaptığımız emaül hüsna adlı yazı, Allah’ın 99 ismi anlamı ve açıklamalarından müteşekkildir. Ayriyeten esmaül hüsna sırları anlatılmaktadır.

“Şeriat Alimleri ve tarikat büyükleri esmaül hüsnayı Arapça ve Farsça olarak ayrıntılı şekilde açıklamışlar ve bu ismi şerifler’in faydalarını bir araya toplamışlardır. Biz de Türkçe olarak kaleme

aldığımız esmaül hüsna adlı yazının hem avama hem de havasa fayda vermesi için Allah’ın güzel isimleri’ni kısa şekilde açıkladık.

Esmaül hüsna isimlerinde teker teker “Arifin isimden nasibi şudur” diyerek müridin üzerine gereken hisselere ve uygulaması gereken daldaki davranışlara değineceğiz. Sade ve akıcı bir üslupla Türkçe olarak kaleme alınmış olan esmaül hüsna adlı  eserde Şah-ı Nakşiben’din ve Hoca Alaaddin Attar’dan nakledilen sözlerle bu esmaül hüsna eseri ayrı bir güzellik katmıştır.

Tevfik ve İnayetiyle.

İçindekiler

Esmaül Hüsna Nedir?

Esmaül Hüsna Nedir

Esmaül hüsna, Allah Teâlâ’nın isimleri için kullanılan bir tabirdir. İsmin çoğulu olan esma ile “güzel, en güzel” anlamındaki hüsna kelimelerinden oluşan esmaül hüsna terkibi naslarda Allah Teâlâ’ya nispet edilen isimleri ifade eder.

Sadece Kur’anı Kerim’de geçen ilahi isimler ‘100’den fazladır; muhtelif hadislerde yüce Allah’a nispet edilen başka isimler de mevcuttur. Esmaül hüsna terkibinin anlamı ile bunların hepsini kapsamakla birlikte terim olarak daha çok Allah’ın 99 ismi içerdiği kabul edilir.

İlahi isimler’in güzellikle nitelendirilmesinin sebeplerini Ebu Bekir İbnü’l-Arabi [k.s] şöyle sıralamaktadır:

  1. Esmül hüsna, Allah hakkında yücelik ve aşkınlık ifade eder ve kullarda saygı hissi uyandırır.
  2. Zikir ve duada kullanılmaları halinde kabule vesile olur ve sevap kazandırır.
  3. Kalplere huzur ve sükûn verir, lütuf ve rahmet ümidi telkin eder.
  4. Bilginin değeri bilinenin değerine bağlı bulunduğu ve bilinenlerin en şereflisi de Allah olduğu için esmaül hüsna bilgisine sahip olanlara bu bilgi meziyet ve şeref kazandırır.
  5. Esmaül hüsna Allah için vacip, caiz ve mümteni’ olan sıfatları içermesi sebebiyle O’nun hakkında yeterli ve doğru bilgi edinmemize imkân verir.

Esmaül Hüsnanın Önemi

Esmaül Hüsna Dua

Esmaül hüsna sırları hakkında bilgi edinebilmek için öncelikle esmaül hüsnanın önemi nedir onun hakkında konuşalım.  Kâinatın bir parçasını oluşturan insan, akli istidlâlleri yanında gönül hayatı bakımından da Allah ile münasebet kurmak ihtiyacındadır. Bu munasebetin sağlanmasında esmaül hüsnanın vazgeçilmez bir rolü vardır. İsimlerin kelimeler ve seslerle ifade edilmesi ve bu seslerin kulaklara yankılanması söz konusu irtibatı geliştiren ve güçlendiren amillerdir. Kur’an’ı Kerim’de dua ve zikrin ısrarla tavsiye edilmesinin bir sebebi de bu olmalıdır. Yine Hz. Peygamber’den [sallallahu aleyhi ve sellem] rivayet edilen dualarda
esmaül hüsnanın çokça yer alması da dikkat çekicidir. Bu sebeple siz değerli okuyucularımız için esmaül hüsna adlı detaylı bir yazı hazırladık.

İmam Matürîdî’nin [Allah’ın rahmet üzerine olsun] belirttiği gibi, insanlar ancak duyularıyla idrak ettikleri konularda bilgi sahibi olabilirler. Bu sebeple duyular ötesi olan Allah Teâlâ, kendisini duyular aleminin kavramlarıyla tanıtmıştır. Ancak Allah ile diğer şeyler arasında benzerlik kurulamayacağını bildiren ayet2, Allah Teâlâ hakkında akıl ve hayale gelebilecek her türlü yaratılmışlık özelliği bertaraf eder. Aslında yaratılmışlar arasındaki benzetmeler sadece bir isimlendirmeden kaynaklanmaz. İki şey arasındaki benzerlik genele duyular yoluyla tespit edildikten sonra ortak bir kelime ile adlandırılır. Hâlbuki Allah hakkında böyle bir tespitten söz etmek mümkün değildir.

Allah Teâlâ’ya nispet edilen isimler içinde insanlarca konulmuş bir ad yoktur. Çünkü böyle bir adlandırma, nesne ve olayların ya doğrudan ya da dolaylı bir şekilde duyular yoluyla tanınması ile mümkün olur. Allah’ın bu yöntemle tanınması ise söz konusu değildir. Bu açıdan bakıldığında ilahi isimlerin zati olmadığını, ancak övgü, dua ve niyazla gönül hayatının derinleşmesi, zenginleşmesi ve manevi doyuma kavuşması için vesile teşkil ettiğini söylemek gerekir. Ancak Allah Teâlâ zatını bildiği için kendisine verdiği isimler zatı niteliği taşır. İşte bu nitelikte isimlere genel olarak esmaül hüsna adı verilmiştir.

Esmaül Hüsna Sayıları

Esmaül Hüsna Sayısı

Bu konuda ilk akla gelen şey, sayıyı doksan dokuz olarak belirleyen ve esmaül hüsna ile ilgili Müslümanlar arasında meşhur olan hadistir. Ebu Davud ile Nesai dışında Kütüb-i Sitte’de, Ahmed b. Hanbel’in el-Müsned’inde Nesal’nin es-Sünenü’l-Kübra’sında, Hakim’in el-Müstedrek’i ile diğer hadis mecmualarında yer alan ve hepsi de Ebü Hüreyre’ye ulaşan rivayetlerin muhtevası iki kısma ayrılır. Bütün rivayetlerin kaydettiği birinci kısmın meâli şöyledir: “Allah’ın 99 ismi –yüzden bir eksik ismi vardır. Bunları ezberleyip benimseyen (İhsa) cennete girer.” Hadisin bu kısmını içeren bazı rivayetlerin sonunda, “O tektir, tek olanı sever” şeklinde bir ilave de mevcuttur. Metindeki “ahsâhâ” lafzı bazı rivayetlerde “hafizahâ” ibaresiyle nakledilmiştir. Hadiste cennete girmeye vesile olarak gösterilen “ihsa” kelimesinin buradaki anlamı üzerinde Buhari’den itibaren önemle durulmuş ve kelimenin “saymak, ezberlemek, anlamak” şeklindeki sözlük anlamının ötesinde bir mana taşıdığı görüşü ağırlık kazanmıştır.

Ebü Hüreyre (Allah ondan razı olsun) hadisine yer veren on beş civarında ana hadis kaynağı içinde sadece tirmizi ile İbn Mace tarafından metne, doksan dokuz isim ihtiva eden bir liste ikinci kısım olarak eklenmiştir. Tirmizi kaydettiği dört ayrı senedin sadece birine, İbn Mace de iki senedin sadece birine isim listesini ilave etmiştir. Buna karşılık Buhâri, Müslim, es-Sünenü’l- Kübra’sında Nesâî ve hadisi yedi ayrı senetle tekrarlayan Ahmet b. Hanbel bu listeye yer vermemişlerdir. Tirmizi’nin Sünen’inde kaydedilen esmaül hüsna listesi lafza-i celal ile başlayıp “Sabûr” ismiyle sona ermekte ve daha sonra İslam dünyasında meşhur olmuş şekliyle Allah’ın 99 ismi içermektedir. Bunların ilk on dördü Haşr suresinin son Ayetlerin de sıralandığı şekliyle alınmıştır. İbn Mace’nin rivayet ettiği listede ise bu düzen korunmadığı gibi farklı isimler de yer almış, ayrıca metnin sonundaki “Ahad” ismiyle esmaül hüsna sayısı 100’e çıkarılmıştır.

Esmaül Hüsna Anlamları ve Tesbihleri

Esmaül Hüsna bilinmesi

En önemli konusunu ulühiyyetin oluşturduğu İslamiyet, Allah’ın isim ve sıfatlarına ayrı bir önem vermiş, tevhit inancının açık bir şekilde anlaşılabilmesi için yaratanla yaratılmışların niteliklerinin vuzuha kavuşturulmasını fevkalade gerekli görmüştür. Zatı ilahiyyenin bilinmesi isimleri ve sıfatlarıyla mümkün olacağından Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın güzel isimlerinin bulunduğu, O’na bu isimlerle dua, niyaz ve ibadette bulunulması gerektiği, bu konuda doğru yoldan ayrılanlara itibar edilmesi lazım geldiği, ayrıca esmaül hüsnanın hangisiyle olursa olsun dua edilebileceği belirtilmiş ve son nazil olan sürelerden birinde de on altı kadar isim bir arada zikredilmiştir.5

Esmaül Hüsnaın tertibi konusunda örnek teşkil eden son Ayetler Allah’a nispet edilen bazı tenzihi ve sübûti sıfatları içerdiği gibi; isim, fiil ve terkip şeklindeki esmaya da yer vermektedir. Bu ayetlerden ilham alan birçok Âlim eski dönemlerden itibaren Kur’an’da bulunan isimleri doksan dokuz sayısına bağlı kalmadan araştırıp listeler düzenlemeyi denemişlerdir.

Esmaül hüsna sırları O’nun zatına nispet mana ve kavramlardan ibarettir. Bu kavramlar şekil itibariyle; isim, fiil veya zarf olabileceği gibi izafet veya başka yollarla oluşmuş bir terkip halinde de bulunabilir.

Sadece Esmaül hüsna için değil Kur’an-ı Kerim’in edebi üslubu gereği aynı kökten gelen veya ayrı köklerden olmakla birlikte eş anlamlar taşıyan isimler de az değildir.

İslam’a mahsus ulühiyyet inancında ilim, kudret ve yatıcılık büyük bir yer tutar ve Kur’an ayetlerinin temel örgüsünü oluşturur. Bundan dolayı çeşitli kalıplarla Allah’a nispet edilen fiillerden birçok isim ve sıfat türetmek mümkündür. Konuyla ilgili çalışmalarda Kur’an-ı Kerim’den değişik sayılarda esmaül hüsna tespit edilmiştir. Abdülkadir el-Kureşi’nin Hattabi’den naklen Ebü Abdullah ez-Zübeyri’ye nisbet ettiği listede Kur’an’dan çıkarılan esmaül hüsna 313 olduğu ifade edilmekte ve bunlar alfabetik sıraya konularak verilmektedir,

Kuran-ı Kerim’in incelenmesi ve muhtelif hadis kaynaklarının taranması sonunda ilahi isim veya sıfat sayılan birçok kavramın ortaya çıktığı ve esmaül hüsna olarak toparlandığı görülmektedir. Ayrıca bunlara naslarda geçmediği halde kelam, tefsir ve tasavvuf literatüründe kullanılan, Müslüman milletlerin dil ve edebiyatlarında yer alan kelime ve terkipleri de eklemek gerekir.

Özellikle tasavvuf literatüründe “hüve” (hû) zamirine büyük bir önem atfedilmiştir. Kuşeyri’nin, tasavvuf ehlince Allah’a yakınlığın en veciz ifadesi olarak kabul edildiğini belirttiği, İbnü’l-Arabi’nin “zikirlerin doruk noktası” diye değerlendirdiği hüve zamiri mabudun niteliklerini değil doğrudan doğruya başka bir deyişle bütün vasıflarını ihtiva eden lafza-i celâli simgeler.

Tasavvuf çevresinde hüvenin geniş ölçüde önem kazanmasında, lafza-i celâl kadar olmasa da cehri zikre el verişli olan söyleyiş kolaylığı ve ses vurgusunun da etkisi bulunabilir. Hüve, bir kısım esmaül hüsnanın yer aldığı Haşr suresinin son ayetlerinde6 yedi defa müstakil olarak iki defa da bitişik zamir şeklinde tekrar edilmiş, tevhit inancını veciz bir üslupla dile getiren suresinin başında ise sürenin içerdiği tenzihi sıfatların mevsufu olarak kullanılmıştır.

Esmaül Hüsnanın Tecellileri Sırları

Esmaül Hüsna bilinmesi

Değişik şekil ve kalıplarla yüce Allah’a nispet edilen isimler yüzlerle ifade edilecek kadar çoktur. Esmaül Hüsna telif türünün ortaya çıkışından itibaren bu isimler gruplandırma temayülleri de belirtilmiştir. İlahi isimler aynı zamanda Allah’ı niteleyen sıfatlar olduğundan bu esmaül hüsna tecellileri sırları kavramlarının tasnifiyle eskiden beri ilgilenmişlerdir.

Ancak kelam ilminin temel konusu; Cenab-ı Allah’ın varlığı, birliği O’nun kâinat üzerindeki yaratıcı ve yönetici tasarrufu olduğundan ilahi isim veya sıfatlardan bu konuları ilgilendirenler kelam literatürüne alınmış, diğer isimler ve onlara dair konular üzerinde durulmamıştır. Doksan dokuz isim listesini veren rivayetin sıhhatini şüphe ile karşılayan müellifler bile bu listeyi esmaül hüsna için düşünülebilecek dizilerden biri olarak kabul edip içerdiği isimleri tasnif etmeye çalışmışlardır.

İsimlerin bir bölümü birden fazla özellik ve mana taşıdığı için ayrı ayrı gruplarda mütalaa edildiği gibi onları tasnif etmeyi amaçlayan Alimler de farklı açılardan bakış yapmışlar ve değişik yöntemler kullanmışlardır. Bütün müellifler lafzai celalin diğerlerinden farklı bir isim olduğunu kabul etmektedir. Öteki isimlerin hepsi belli köklerden türediği ve belli manaları zat-ı ilahiyyeye izafe ettiği halde tercih edilen telakkiye göre Allah lafzı camit (türetilmemiş) bir isim olup herhangi bir kök anlamı taşımaz. Diğer isimler gerçekte zatı niteleyen sıfatlardan ibarettir; esmaül hüsnanın nitelediği yüce zatın özel ismi olan lafza-i celal ise bütün sıfatların muhtevasına delalet etmektedir.7

Velilerin kalplerini güzel isimlerinin ve esmaül hüsnanın tecellileri ile nurlandıran, onların kalplerini isimlerinin hakikatlerinin mazharı kılan Allah Teâlâ’ya hamt olsun.

Salat ve selam O’nun seçilmiş Resulüne, bütün peygamberlere ve hidayet yıldızları Alü ashabına olsun.

Esmaül Hüsna İle İlgili Hadisler Ayetler

Allah’ın affından ümit var olan kul Ya’küb b. Osman b. Mahmud b. Muhammed b. Mahmud el-Gaznevi el-Çerhi es-Serrezi (Allah TeAlö nefsinin ayıplarını ona göstersin ve yarınını dününden daha hayırlı kılsın) der ki, Rabbü’l-Alemin’i layık olduğu sıfatlarla övmek ve O’nun güzel isimlerini anmak her Müslümana vaciptir. Nitekim Kur’an-ı Kerim’de şu ayetler bildirilmiştir:

“Yüce Rabbinin adını tesbih (ve takdis) et!”. 8

En güzel isimler Allah’ındır. O halde O’na o güzel isimlerle dua edin”

Allah’ın 99 ismi vardır ki bunlara “Esmaül hüsna” denir, Hz. Resülullah [sallahu aleyhi ve sellem] bir hadis-i şeriflerinde buna işaret ederek şöyle buyurmuştur:

Allah’ın 99 ismi vardır, Bunları sayan kimse cennete girer.10

Şeriat alimleri ve tarikat büyükleri esmaül hüsna’yı Arapça ve Farsça olarak ayrıntılı şekilde açıklamışlar ve esmaül hüsna içerisinde bulunan ismi şeriflerin faydalarını bir araya toplamışlardır.

Biz de türkçe olarak kaleme aldığımız bu esmaül hüsna yazısının hem avama hem de havasa fayda vermesi için esmaül hüsna hakkında detaylı bir yazı oluşturduk. Allah’ın Teâlâ izzetine ve kudretine güvenen kulun ümidi Cenabı’ı Hakk’ın, esmaül hüsna’yı yazanı da işiteni lütuf ve keremiyle taklit çukurundan tahkikin yüceliğine ulaştırmasıdır.

Esmaül Hüsna Okunuşu ve Anlamı

Esmaül Hüsna okunuşu ve anlamı

Allah’ın 99 ismi olarak bilinen esmaül hüsna okunuşu ve anlamı hakkında “Hz. Peygamber’in [s.a.v] buyurduğu “Bunları sayan kimse cennete girer” ibaresinden üç türlü mana çıkarmak mümkündür.

  1. Her kim yüce Allah’ın isimlerini sayarsa, kelime kelime tam bir tazimle, eksiksiz ve fazlasız söylemelidir. Esmaül hüsna isimleri sayarken er-Rahmân, er-Rahîm, el-Melik şeklinde saymalıdır; ya Rahman, ya Rahîm, ya Melik şeklinde değil. Böyle yapan kimse cennete girer. Bu mana avam içindir.
  2. Esmaül hüsnayı sayarken manalarını bilerek ve iman ederek söyleyen içindir. Arapça “İhsa” kelimesi adet itibari ile tek tek saymaktan gelir. Bu da bu mananın ulema için olduğunu gösterir.
  3. Esmaül hüsna isimleri ile amel etmeye niyet eden ve her ismin mucibince hareket eden içindir. Fakat Ayet-i kerimede, “O sizin, bunu sayamayacağınızı bildiği için, sizi bağışladı”11 buyrulmuştur. Yani anlaşılacağı üzere buna güç yetirmek imkânsızdır.

Esmaül hüsna içerisinde her mananın bir hakikati vardır ve hakikatin de bir hakkı…  Bunu bilen kimse “Allah” deyince anlamını bilir. Kalbi Hak Teâlâ’dan başkasına Aşık olmaz, O’ndan başkasından korkmaz. Rabbü’l alemin’e kalbiyle ve ruhuyla ibadet eder. Bu manayı kutbü’l-meşayih Hoca Bahâeddin Nakşibendi’den (kuddise sırruhü] işittim. İşaret yoluyla buyurdular ki: “Kişi ‘er-Rezzak’ deyince, yeryüzünde bir tek ot yeşermiyor olsa da kalbinde rızık derdi kalmaz.” Bu söz Esmaül hüsna fazileti ve sırları ile ilgili dehşet bilgi vermektedir.

Esmaül hüsna isimlerinin hakikatini ve hakkını bilen kimse için her isimden bir müsemma nasibi vardır. Zira bu kişi, o isimle mazhar olana kadar ismin gerektirdiği şekilde amel eder. Bu, ilm-i ledün ile olan veraset ilmidir, akıl ilimi değildir. Böyle bir kimse, Hz. Peygamberin (s.a.v) buyurduğu: “Kim bildiği ile amel ederse, Allah ona bilmediği şeyi öğretir”12 hadis-i şerifiyle müşerref olur. Yalnızca ism-i şerifleri söylemek ile yetinmez. Nitekim reisü’l-vasilin Mevlana Celaldin-i Rûmî [k.s] esmaül hüsna hakkında şöyle demiştir:

Ez hevâ hâ key rehî bî câm-i hû

Ey zi hû kâni’ şode bâ nâm-i hû

Ez sıfat ve’z nâm çe zâyed hayâl

V’ân hayâleş hest dellâl-i visâl

Dîdeî dellâl bî medlul hîç

Tâ ne-bâşed câde nebved ğûl hîç

Hîç nâmî bî hakîkat dîdeî?

Yâ zi gâf u lâm-i gül gül çîdeî

İsm hândî rev müsemmâ râ be-cû

Meh be bâlâ dân ne ender âb-i cû

Ger zi nâm u harf hâhî bugzerî

Pâk kun hod râ zi hod hîn yekserî

Hiş râ sâfî kun ez evsâf-i hod

Tâ be-bînî zât-i pâk sâf-i hod

Bînî ender dil ulûm-i enbiyâ

Bî kitâb u bî mu’îd ûstâ

BÎ sahîheyn u ehâdîs u ruvât

Belki ender meşreb-i âb-ı hayât

Allah’ın 99 ismi ile ilgili bu beytin Türkçesi:

[O’nun kadehi olmadan isteklerden nasıl kurtulursun? Ey O’ndan sadece Hu adıyla yetinen! Sıfattan ve addan ne doğar? Hayal! Onun hayali kavuşmaya delildir. İşaret ettiği bir şey olmayan delil hiç gördün mü? Yol olmazsa, gulyabani hiç bulunmaz. Hiç gereği olmayan bir ad gördün mü? Ya da “gaf” ve “lam”dan gül derdin mi? Esmaül hüsna da isim okudun, git isimlendirileni ara; ayı yukarıda bil, ırmağın suyundan değil. Adı ve harfi aşmak istersen, kendini kendinden tamamen temizle. Dikkat et!13 Kendini kendine ait özeliklerden temizle, böylece kendi temiz, saf zatını görürsün. Kitapsız, belletici ve hoca olmadan gönlünde peygamberlerin ilimlerini görürsün,14 Onlar Buhari ve Müslim’in kitapları, esmaül hüsna, hadisler ve rivayet edenler olmadan, hatta Ab-ı hayat kaynağında görürler.15

Reisü’t-taife şeyh Cüneyd-i (k.s) esmaül hüsna için demiştir ki:

“Kârîlerle (sadece ezberle meşgul olup manayı ve hakikati bilmeyenlerle) ilişkini kes. Sûfilerle beraber ol.”

Hace Bahaeddin Nakşibend’e [kuddise sırruhü] bu sözde bildirilen “kârî” ve “sûfi”nin manaları nedir, diye sorduklarında şöyle buyurmuştur:

“Kârî isimle meşgul olur. Sûfî ise ismin sahibine yönelir. Öyle ki ismin sahibi ile meşgul olan kimse ‘Allah’ dediği zaman O’nu tanımaya ve bilmeye ulaşır. Böylece marifet bahçesine girer.”

Büyüklerden bir zat bu anlamda şöyle demiştir:

“Dünyada öyle bir cennet vardır ki kim o cennete girerse (ahiretteki) cenneti arzulamaz, Dünyadaki o cennet marifetullahtır.”

Herkes cenneti arzular, cennet ise onu yani marifetullah ehlini arzular. Nitekim Resülullah [s.a.v] bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:

“Selman’ın cenneti azulamasından daha çok cennet Selman’ ı arzular. “16

Esmaül hüsna için verilen bu manalar Arifler içindir ve her isminde bu manaya işaret edilmiştir. Allah’ın yardımıyla herkes kendi nasibini alır.

“Her bölük, içeceği kaynağı bildi”. 17

“O, öyle Allah’tır ki, O’ndan başka ilâh yoktur” 18

Ayet-i kerimede bildirildiği gibi Allah’tan başkası kulluk edilmeye layık değildir. Allah ism-i Şerifi’ni her gün çokça tekrarlayan kimse basiret sahibi olur. Lafzai celal her ismin vasfını ihtiva eden isimdir. İsimlerin ilkidir.

Er Rahman Anlamı ve Fazileti


Er Rahman

Esmaül hüsna’nın ikinci ismi olan er rahman Rabbü’l-Alemin öyle büyük ihsan sahibidir ki dostunu da düşmanını da tam bir cömertlikle ve türlü nimetlerle rızıklandırıp besler. Kıldığı bir namazın ardından Allah Teâlânın bu ismini çokça tekrarlayan kimsenin kalbinden gaflet ve merhametsizlik kalkar.

Er Rahim Anlamı ve Fazileti

Er Rahim

Cenab-ı Hak müminlere karsı öyle çok ihsan edicidir ki onlara iman ve ebedi cennet vermiştir. Allah Teâlâ’nın bu ismini her gün çokça tekrarlayan kimse yumuşak kalpli ve merhametli olur.

Er-Rahman ve er-Rahim ism-i şerifleriyle ârif, kalbine ve bedenine yönelir. Böyle olunca kalbi zikirle, bedeni de ibadetle meşgul olur. Allah Teâlâ’nın kullarına merhamet eder. Mazlumu zalimden, zalimi de mazlumdan ayırır. İsyana düşmüşleri ve günaha saplanmışları vaaz ve nasihatle doğru yola çağırır. Onların eziyetlerine sabreder, muhtaç kimselerin de sıkıntılarını giderir.

El Melik Anlamı ve Fazileti

El Melik

Hak Teâlâ öyle bir padişahtır ki dünya ve ahiret O’nun mülküdür. Bu dünyada malı ve mülkü olanlar, O’nun kahru gayreti yanında zayıf ve güçsüzdür. Bu ismi her gün çokça tekrarlayanın kalbi nurlanır.

Arif, bir kimsenin her ne kadar malı ve mülkü çok olsa da onu aciz ve muhtaç bilir. Zira Arif kimse böyle insanlara iltifat etmez. Yönünü ancak Rabbü’l-Alemin’e çevirir. Böyle olunca geçici dünya mülkü onun hizmetçisi olur, emri altına girer.

El Kuddüs Anlamı ve Fazileti

El Kuddüs

Allah Teâlâ her türlü eksik ve noksanlıklardan münezzehtir. O’nun zatının künhünü idrakten yeryüzü ve gökyüzündekiler acizdir. Cenab-ı Hakk’ın bu ismini zeval vaktinde yani güneşin gökyüzünün ortasından batıya doğru hareket etme zamanında çokça söyleyen kimsenin kalbi manevi kirlerden temizlenir.

Arif, gönlünü bütün beşeri bağlardan, nefsani isteklerden ve şeytanın vesveselerinden temizler. Zahirini şeriat ile süsleyerek Allah Teâlâ’nın katında yakınlık bulur, O’nun mahbubu olur. Nitekim Allah Teâlâ Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurmuştur:

“Şunu iyi bilin ki Allah tövbe edenleri de sever, temizlenenleri de Sever”. 19

Es Selam Anlamı ve Fazileti

Es Selam

Allah Teâlâ her türlü ayıptan ve afetten münezzehtir, O selamete çıkarandır, cennette ikram sahibidir. Nitekim Ayet-i kerimede şöyle buyrulmuştur:

“Onlara merhametli Rabb’in söylediği selam vardır”20.

Manevi hastalıklardan kurtulmak için Allah Teâlâ’nın bu ism-i şerifini her gün çokça tekrarlayan kimsenin kalbi sıhhat bulur.

Arif, kendini kötü sıfatlardan gizleyerek bunları sıfat-ı hamideye yani övüle değer vasıflara döndürür. Selâm membayı kurtuluşa erenler zümresine katılır.

El Mümin Anlamı ve Fazileti

el mümin

Allah Teâlâ bu ismi ile ceza günü kullarını gazabından korur, dostlarının kalbine huzur verir. Bu ismi şerif ile sıfatlanan veya bu ismi çokça tekrarlayan kimse zâhiri ve bâtıni tehlikelerden korur. Şeytanın saldırıları ona hiçbir zarar veremez.

Arif, hak üzere olanlara inkâr ve diğer insanların şikâyet ve itirazlarından emnu eman verir.

El Müheymin Anlamı ve Fazileti

EL-MÜHEYMİN

Cenab-ı Hak kullarının bütün işlerini ve hallerini gözetleyendir. Kullarını koruyup onlara sığınak olandır. Gusül abdestinden sonra bu ismi çokça tekrarlayan kimse bütün yönden şeref bulur.

Arif, Allah Teâlâ’nın rızasının dışına çıkmamak için bütün sözlerine, işlerine ve hallerine dikkat eder.

El Aziz Anlamı ve Fazileti

el aziz

Allah Teâlâ her şeyin üzerine galiptir. Hiçbir şeyin O’ndan kaçmaya gücü yetmez. Her kim kıldığı bir namazdan sonra bu ism-i şerifi tekrarlarsa dünya ve ahirette hiç kimseye muhtaç olmaz.

Arifin Cenab-ı Hakk’a olan itaati artar, Allah Teâlâ’ya karşı muhalefetten sakınır ve O’nun kullarının ihtiyaçlarını gidermeye çalışır.

El Cebbar Anlamı ve Fazileti

el cebbar

Rabbü’l Alemin çok büyük ve azametlidir kullarının işlerini düzeltip felaha erdirendir. Her kim bu ismi şerifi çokça tekrarlarsa zalimin eline tutsak olmaz.

Arif, hem kendisi hem de diğer Müslümanlarla ıslah olur ve kurtuluş bulur.

El Mütekebbir Anlamı ve Fazileti

el mütekebbir

Büyüklük ve yüceliğin tek ve gerçek sahibi Hak Teâlâ’dır. Her kim helâl yoldan olan cimadan önce bu ismi çokça tekrarlarsa o kişinin evladı zâhid olur.

Bu ismi şerif ile Arif kendini hakir görür. Dünya ve ahiret lezzetlerine rağmen Allah Teâlâ’dan başkasıyla kurbiyyette bulunmaz. Şeyhimiz (Hâce Bahaeddin Nakşibend (k.s)) şu mısraları çok tekrarlardı.

Beyit:

Be tezzethâ-yı cismâni gamet râ key furûşem men Ki dâden eblehi bâşed be sîrî men u selvâ râ

[Senin gamını cismani lezzetlere nasıl satarım? Men (kudret helvası)ve selvayı (bıldırcın) sarımsağa değişmek aptallıktır.] 21

El Halık Anlamı ve Fazileti

el halık

Hak Teâlâ her şeyi yaratan ve yarattıklarına hikmetle ölçü verendir.

El Bari Anlamı ve Fazileti

el bari

Cenabı Hak yarattığı yarattığı her şeyi kudretiyle tertip ve düzene koyandır.

El Musavvir Anlamı ve Fazileti

el musavvir

Allah Teâlâ yarattığı bütün mahlukatın suretine aletsiz ve layıkıyla şekil verendir.

Arif kimsenin bu üç isimden (el-HAlik, el-Bari, el-Musavvir) nasibi şudur: Arif bu isimlerle, yaratılandan yaratana ulaşır ve artık yaratılana meşgul olmaz. Böylece kötü bir akıbete uğramaz.

El Ğaffar Anlamı ve Fazileti

el ğaffar

Allah Teâlâ günahları örtücüdür. Kişi her ne kadar çok günahkâr olup kötü işler yapmış olsa da Rabbü’l âlemin suçları affedicidir. Her kim cuma namazından sonra çokça, “Ey Gaffar olan Allah’ım! Günahlarımı bağışla” derse bağışlananlardan olur.

Arif, diğer insanların kusurlarını örter ve onlara nasihatte bulunarak doğru yola çağırır.

El Kahhar Anlamı ve Fazileti

El-Kahhar

Allah Teâlâ isyan ehlini kahru perişan edicidir. Onların dayanaklarını, adetlerini ve yollarını yok edicidir. Bu ismi şerifi her gün çokça tekrarlayan kimsenin ihtiyaçları giderilir.

Arif, nefs-i emmareyi muhalefet kılıcıyla keser. Cinni ve beşeri şeytanları mahvu perişan ederek kalp yurdundan çıkarır. Şeriat siyaseti ile fasıkları yenilgiye uğratır.

El Vehhab Anlamı ve Fazileti

El-Vehhab

Allah Teâlâ karşılıksız bolca ihsan edici ve sebepsiz fazlaca kerem kılandır. Kuşluk namazından sonra bu ismi çokça söyleyen kişi, kimseye muhtaç olmaz. Bir ihtiyacı varsa ferahlığa kavuşur.

Arif, bütün ihtiyaçlarını Rabbü’l-âlemin’den ister ve kendisine ihsan edilenlerle ihtiyaç sahiplerinin sıkıntılarını giderir.

Er Rezzak Anlamı ve Fazileti

El-Rezzak

Allah Teâlâ yarattığı bütün mahlûkata karşılık beklemeden rızık verendir. Sabah namazından önce seher vaktinde sağdan başlayarak sırasıyla evinin dört köşesinde kıbleye yönelerek çokça “Ya Rezzak” diyen kimse fakirlikten kurtulur.

Arif, Cenab-ı Hak’tan başkasına ihtiyacını bildirmez, rızık derdi çekmez. Diğer rızıklandırılmış mahlûklara da kendisine ihsan edilen nimetlerden dağıtır, onları kapısından geri çevirmez.

El Fettah Anlamı ve Fazileti

El-Rezzak

Allah Teâlâ kullarının arasında hüküm vericidir. Biçarelerin ve acizlerin önlerindeki kapıları açıp yardım edendir. Bu ismin bereketiyle yeryüzü ve gökyüzündeki işler açılır. Sabah namazından sonra çokça “Ya Fettah” diyen kimsenin kalbinden zulmet kalkar.

Arif, zalimlerin zulmünü defetmeye, mazlumların yardımcısı olmaya gayret eder. Lütuf ve ihsanla kimsesizlerin ihtiyaçlarını giderir.

El Alim Anlamı ve Fazileti

El-Alim

Cenabı Hak dünya ve ahiretteki gizli açık bütün her şeyi en iyi bilendir. Bu isim O’nun zati sıfatlarındandır. Her gün kalbinden çokça “Ya AIim” diyen kimse Hak Teâlâ’nın marifetini bulur.

Arif, zahiri ve batıni ilimlerin tahsiliyle meşgul olur. Allah Teâlâ’ya karşı muhalefetten sakınır ve Rabbü’l- Alemi’nin kendisini her an gördüğünü bilir.

El Kabıd Anlamı ve Fazileti

el-kabıd

Hak Teâlâ kullarının rızıklarını ve bütün hallerini kabzeden dinç tutandır. Melekü’l-mevt yani ölüm meleği, ruhları bu ismin bereketiyle kabzeder. Bu ismi çokça tekrarlayan kimse açlık sıkıntısı çekmez.

El- Basit Anlamı ve Fazileti

El Basit

Cenab-ı Hak kullarının rızıklarını genişleten ve Ariflerin gönüllerini ferahlatandır. Mikail (a.s) yağmurları bu ismin bereketiyle yeryüzüne gönderir. Her kim seher vaktinde avuçlarını açıp bu ismi çokça tekrarladıktan sonra ellerini yüzüne sürerse fakirliğe düşmez.

Arif, darlıkta sabreder, ferahlıkta şükreder, Kabz anında Cenabı Hakk’ın celalini görür, bast anında O’nun cemalini müşahede eder. Şah-ı Nakşibend [k.s] bize kabz halinde tövbe ve istiğfarı, bast halinde ise şükrü emrettiier. Buyurdular ki, “Bu iki hale de riayet etmek ‘vukufi zamani’22 dendir. ” Yine buyurdular ki, “Derviş vâkıalara23 iltifat etmemelidir. Zira bu, çok ibadetin kabul edildiğinin delili değildir. Derviş, kabz ve bast hallerinin sahibi olmaya gayret etmelidir ki böylece,

‘Kendi nefislerinizde de öyle. Görmüyor musunuz?’24 Ayet-i kerimesinin sırrı kendisine malum olsun.”

Bu hususta şu fakirin (Ya’k0b-i Çerhi’nin) kalbine şöyle geliyor:

“İbret almak veya şükretmek dileyen kimseler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren de O’dur”)25 âyet-i kerimesinde bu iki hale işaret vardır. Göğüslerin genişlemesi ve daralması O’ndan bilinmelidir. Nitekim Mevlana Celaleddin Rumi (k.s) Divân-ı Kebir’inde şu mısraları dile getirmiştir:

Beyit:

اگر پنهان شوی از من همه تاریکی و کفرم اگر پیدا شوی بر من مسلمانم بجان تو

Eger pinhân şevî ez men heme târîfkiyû küfrem

Eger peydâ şevi ber men müselmânem be-cân-i tû

[Eğer benden gizli kalırsan, her an karanlık ve küfürdeyim. Eğer ortaya çıkarsan senin canınla Müslümanım ben. ]26

Büyüklerden bir zat bu anlamda şöyle demiştir:

“Kabz ve bast27 halinde velîlerde görülen haller, vahiy anında nebilerde görülen haller gibidir.”

El Hafıd Anlamı ve Fazileti

El-Hafid

Rabbü’l-âlemîn isyan ehlini ve kâfirleri alçaltandır. Hz. İbrahim (a.s) ve Hz. Musa (a.s) bu ismin bereketiyle düşmanların elinden kurtulmuştur. Düşmanının elinden kurtulmak niyetiyle bu ismi çokça tekrarlayan kimse kurtuluş bulur.

Er Rafi Anlamı ve Fazileti

El-Hafid

Allah Teâlâ teslimiyet sahiplerini ve iman ehlini yüceltendir. Bütün melikler bu isimle mülk sahibi olurlar. Gökyüzünün sütunsuz halde ayakta durması bu ismin bereketiyledir. Gece yarısında veya gün ortasında çokça “Yâ Râfi’” diyen kimse seçkinlerden olur.

Arif, dostluk ve yarenlikle Cenâb-ı Hakk’ın velilerini üstün tutar, O’nun düşmanlarını kahir ve heybetle zelil kılar.

El Muiz Anlamı ve Fazileti

El Muiz

Hak Teâlâ ihsan ettiği ibadet ve iman nimetleriyle kulunu aziz kılandır. Perşembe ve Cuma günleri aksam vaktinden sonra bu ismi çokça tekrarlayan kimse insanların arasında heybetli ve vakarlı olur.

El Müzil Anlamı ve Fazileti

El Müzil

Rabbü’l-âlemîn dilediğini aziz kılıp şerefli yaptığı gibi dilediğini de küfür ve isyanla zelil kılar. Zalimin zulmünden korkan kimse çokça, “Yâ Müzil” dedikten sonra secdeye varır ve düşmanının ismini söyleyerek “Yâ Rabbi! Beni onun elinden kurtar!” derse, kurtuluş bulur.

Arif, ibadet ve taat ederek izzeti Hak Teâlâ’dan arar, günaha düştüğünde ise zelilliğini O’ndan görür. Allah Teâlâ bu isimle ibadet ve taat ehlini üstün tutar, isyan ehlini ise zelil kılar.

Es Semi’ Anlamı ve Fazileti

Es Semi

Allah Teâlâ açık-gizli bütün sesleri işitendir. O’nun duyması kulakla değil, zatına has kudretiyledir. Her şeyi layıkıyla duyan Cenâb-ı Hak korkmuş ve dehşete uğramışların isteklerini yerine getirir.

Bu isim Allah Teâlâ’nın sübûtî sifatlarındandır. Her kim perşembe günleri kuşluk namazının ardından çokça “es-Semî” dedikten sonra dünya kelâmı konuşmadan dua ederse, duasına icâbet edilenlerden olur.

El Basir Anlamı ve Fazileti

El Basir

Allah Teâlâ her şeyi görendir. O’nun görmesi göz ile değil zatına has kudretiyledir. Bu isim Cenâb-ı Hakk’ın sübûtî sıfatlarındandır. Nebiler bu ismin bereketiyle yükseliş bulmuşlardır. Veliler bu ismin azametiyle mukarreb olurlar. Bu ismi düzgün bir itikad ile cuma namazının sünneti ve farzı arasında çokça tekrarlayan kimse ilâhî inâyet nazarına nâil olur, sırların mahremi olur.

Arif kendi hal, fiil ve sözlerinden haberdar olur. Allah Teâlâ’ya muhalefetten sakınır.

El Hakem Anlamı ve Fazileti

EL-HAKEM

Allah Teâlâ eksiksiz ve en doğru şekilde hüküm verendir. Gece yarısında bu ismi çokça tekrarlayan kimse manevi sırların mahremi olur.

Arif kalben ve ruhen Allah’ın hükümlerini kabul eder. Haddini aşmışların bâtıl işlerinden uzak durur.

El Adl Anlamı ve Fazileti

El Adl

Rabbü’l-âlemîn hakkı ve gerçeği bilerek en doğru hükmü verendir. Cuma gecesi bu ismi çokça tekrarlayan kimse bütün mahlûkatın hürmet ve saygisini kazanır.

Arif kazaya razı olur, bütün varlığıyla Hakk’ın hükmüne bağlı olduğunu gösterir.

El Latif Anlamı ve Fazileti

El Latif

Cenâb-ı Hak bütün gizli-açık işlerin inceliklerini bilendir. İnce ve sezilmez yollardan kullarına çeşitli faydalar ikram edendir. Her kim bir zorlukla karşılaşır da abdest dualarından sonra çokça “Yâ Latîf” derse sıkıntısından kurtulur.

Arif, bâtinini zâhirindeki kötü işlerden temizler, büyük-küçük herkese iyilikte bulunur.

El Habir Anlamı ve Fazileti

EL-HABİR

Allah Teâlâ gizli-açık bütün işlerden haberdar olan, zâhire ve bâtına ait haberleri dilediği kullarına dilediği kadar haber verendir. Nefs-i emmaresine tutsak olan kimse bu ismi çokça söylerse ondan kurtuluş bulur.

Arif hüsrana uğramamak için isyan ehlinden sakınır.

El Halim Anlamı ve Fazileti

El Halim

Hak Teâlâ sabırlıdır, suçlara karşı hemen ceza vermeyen yumuşak davranan, süre verendir.

Arif öfke ve kızgınlıktan uzak durur. Tahammüllü olur ve intikam duygusuyla, aceleyle hareket etmez. Her kimin gemisi denizde ve nehirde kalırsa bu ismi söylesin.

El Azim Anlamı ve Fazileti

EL-AZİM

Allah Teâlâ öyle büyüktür ki büyüklüğüne kimse denk olamaz. Akil O’nun künhünü anlamakta acizdir. Her kim kalbinden çokça “Yâ Azîm” derse bütün mahlûkata karşı aziz olur.

Bu isim-i şerif ile arif kendini hakir ve aşağı görür. Her firsatta Cenâb-ı Hakk’ın büyüklüğünü düşünür.

El Gafur Anlamı ve Fazileti

El Ğafur

Allah Teâlâ kullarının günahlarını örtendir, günahkârları bağışlayandır. Her gün çokça “Yâ Gafur” diyen kimsenin kalbinden zulmet kalkar.

Arif günahkârlara karşı gözünü kapatıp onları sonsuz affedici olan Cenâb-ı Hakk’a havale eder.

Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî hazretleri Dîvân-ı Kebîr’in’de şu mısraları yazmıştır,

Beyit:

پیش جوش عفو بی حد تو شاه توبه کردن از گناه آمد گناه

Pîş-i câş-i afv-i bî-hadd-i tu şâh Tövbe kerden ez günâh âmed günâh

[Ey padişah! Senin sonsuz olan affının coşkunluğuna karşı tövbe etmek günah sayılır.]28

Eş Şekur Anlamı ve Fazileti

Eş Şekur

Cenâb-ı Hak kendi rızası için yapılan işleri daha ziyadesiyle karşılayan, mükâfatlandırandır.

Arif Allah Teâlâ’nın şükrünü yerine getirir, insanlara karşı hoşnutluğunu ifade eder. Bir an olsun Rabbü’l-âlemîn’den gafil olmaz. Gözlerine perde inen kimse her gün çokça “Yâ Şekûr” der ve ellerini suya batırıp yüzüne sürerse şifa bulur.

El Aliyy Anlamı ve Fazileti

El Aliyy

Hak Teâlâ’nın zatı her şeyden daha yücedir. Öyle ki bunu anlamakta akıllar acizdir. Bu ismi çokça tekrarlayan kimse fakir ise fakirlikten kurtulur, garip ise istediği şehre ulaşır.

Arif nefsinin isteklerine boyun eğmekten kurtulur.

El Kebir Anlamı ve Fazileti

El Kebir

Allah Teâlâ mülk, melekût ve ceberût âlemlerinde en yücedir. Bu isim karşısında bütün mahlûkat çaresiz ve mağluptur.

Arif zat ve sıfatların büyüklüğünün sahibinin ancak Cenâb-ı Hak olduğunu bilir. Hiçlik ve acizliği de kendisinden bilir.

El Hafiz Anlamı ve Fazileti

El Hafiz

Rabbü’l-âlemîn kıyamet gününde karşılıklarını vermek için kullarını gece-gündüz koruyup gözetendir, onların işlerini bütün incelikleriyle bilendir. Hz. Nuh (a.s) bu ismin bereketiyle kurtuluş bulmuştur. Sudan, ateşten, şeytandan, cinlerden ve namahreme bakmaktan korkusu olan kimse bu ismi çokça tekrar ederse güvende olur.

Arif kendini nefsinin havasından, şehvetten, hiddetten ve tehlikeli işlerdeki saldırılardan korur.

El Mukit Anlamı ve Fazileti

el mukit

Cenâb-ı Hak mahlûkatın yaşaması için gida ve azıkları yaratandır. Musibetler karşısında takati kalmayıp gözyaşı döken kimse bu ismi çokça tekrarlarsa selâmet bulur.

Arif insanlara yiyecek bahşederek, onların ruhlarına İslâm’ın yolunu gösterir.

El Hasib Anlamı ve Fazileti

El-Hasib

Allah Teâlâ kullarına dünya ve ahirette yeterli olandır. Bütün yarattıklarının hesabını görendir. Bir kimseden korkusu olan kimse her sabah ve akşam çokça “Hasbiyallahü’l Hasîb” (her şeye yeten Allah bana yeter) derse selâmet bulur. Bu ismi söylemeye perşembe günü başlamalıdır.

Arif mahlûkatın ihtiyaçlarını gidermek için en güzel şekilde gayret eder. Hesap günü hesaba çekilmeden önce kendini hesaba çeker. Tedbirini alır, tövbe eder ve hak sahiplerinin hakkını iade eder. Nitekim Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) hadis-i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:

حاسبوا أنفسه قبل أن تحاسبوا

“Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba

çekin29. “

Yine Arif bu ism-i şerif ile ikindi namazlarından sonra her gün kendini hesaba çekmekle meşgul olur.

El Celil Anlamı ve Fazileti

el celil

Hak Teâlâ öyle azamet sahibidir ki taliplerinin gönlünü önce Celâl’inin mükâşefesiyle eritir, sonra Cemâl’inin mütalaasıyla okşar. Halk içinde itibar ve yücelik bulmak isteyen kimse bu ismi çokça tekrar etmelidir.

Arif her iki sıfatın da (Cemâl ve Celâl) mazharı olmaya gayret eder. Şah-ı Nakşibend hazretleri buyurdular ki:

“Mürşid, müridini bu iki sıfat için terbiye etmelidir ki böylece salik Rabbü’l-âlemînin cemâl sıfatını celâl ve celâl sıfatını da cemâl görsün.”

Yine bu hususta Şah-ı Nakşibend’in (kuddise sirruhu) halifesi olan Hâce Alâeddin Attâr hazretlerinin şöyle buyurduklarını işittim:

“Eğer Allah Teâlâ’nın cemâli olmasaydı, celâli âlemi yakardı. Eğer celâli olmasaydı, cemâli âlemi gözleri kamaştıracak bir aydınlığa gark ederdi.”

El Kerim Anlamı ve Fazileti

el-kerim

Allah Teâlâ kullarına karşılıksız bol rızık verendir. Öyle ki bu durum hayal edilemez bir ölçüdedir. Kendisine karşı günah işleyenleri affeder, isyan edenlere azabını ve kahrını göstermekte sabreder. Bu ismi gece yatağa girdikten sonra uyuyana kadar çokça tekrarlayan kimseye melekler, “Allah sana cömertliğiyle ihsan etsin” diye dua ederler.

Arif insanlara minnetsiz ikramda bulunur, çokça bağışlayıcı olur.

Er Rakib Anlamı ve Fazileti

Er-Rakîb

Rabbü’l-âlemîn bütün kullarının bâtınlarını ve zâhirlerini görüp gözetendir. Bu ismi çokça tekrarlayan kimse malı, mülkü ve ailesi üzerinde hüküm sürer, selâmette kalır.

Arif kalbini şeytanın vesveselerinden ve nefs-i emmârenin isyanlarından korur.

El Mücib Anlamı ve Fazileti

el_mucib

Hak Teâlâ kullarının dualarına icabet edendir. Onların isteklerini ihsan edendir. Hz. İsmail (aleyhisselâm] bu ismin bereketiyle keskin bıçaktan kurtulmuştur.

Arif iki âlemde de muradını bulmakla müşerref olmak için Cenâb-ı Hakk’ın emirlerini ve yasaklarını kalben ve ruhen kabul eder.

El Vasi’ Anlamı ve Fazileti

EL – VASİ

Cenâb-ı Hak sonsuz ilmiyle her şeyi kuşatandır, tam bir kerem ile nimet verendir. Bir şeye gücü yetmeyen kimse bu ismi çokça tekrarlarsa ihtiyacı giderilir.

Arif havasın ve avamin nimet bolluğu için gayret eder.

El Hakim Anlamı ve Fazileti

EL-Hakim

Allah Teâlâ bütün işlere hükmeden ve onları doğru kılandır. Müşkil bir işle karşılaşan kimse çokça “Yâ Hakîm” derse selamet bulur.

Arif her ne görürse ve bilirse doğru görür, doğru bilir. Her şeyin ilâhî hükmün gereği olduğuna inanır. Eğer Arif bir hususta O’nun hikmetinin hakikatini anlayamazsa,

ربنا ما خلقت هذا باطلا

“Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın” der (ẢI- Imran 3/191).

Ferîdüddin Attâr [kuddise sırruhû] bir gazelinde şu misraları söylemiştir,

Beyit:

هر آن نقشی که بر صحرانهادیم تو زیبا بین که ما زیبا نهادیم

Her ân nakşi ki ber sahra nihadim Tu zîbâ bîn ki mâ zîbâ nihâdîm

[Sahrada bıraktığımız her nakşı güzel gör ki biz o nakışları güzel bıraktık.]

El Vedud Anlamı ve Fazileti

el vedud

Hak Teâlâ itaatkâr kullarını çok seven ve sevilmeye gerçekten layık olandır. Bu isim karı-koca arasındaki muhabbeti artırmak ve bir kimse ile dostluk kurmak için çokça tekrarlanır.

Arif Rabbü’l-âlemîn’i tanıyıp O’nun muhibbi olur ve salih kullarına ulaşır.

El Mecid Anlamı ve Fazileti

el mecid

Allah Teâlâ azameti, büyüklüğü ve hâkimiyeti sonsuz olandır. Bütün iyilik ve ihsanların sahibi O’dur. Baras30 ve cüzzam31 hastalıklarından korkusu ve tehlikesi olan kimse eyyam-ı biyz yani hicri ayların 13. 14. ve 15. günlerindeki oruçlarında iftar vaktinde çokça “Yâ Mecîd” derse şifa bulur.

Arif halk içinde şan ve şeref kazanır, insanlara iyilik ve güzellik verir.

El Bais Anlamı ve Fazileti

El BAİS

Rabbü’l-âlemîn ölü bedenlere hayat verendir, kendisine yönelenlerin ruhlarını ve kalplerini ferahlatandır.

Arif ahireti için önlem almaya ve hazırlanmaya gayret eder. Ölmüş kalplere doğru yolu göstererek onları canlandırır. Uyumadan önce elini göğsüne koyarak çokça, “Yâ Bâis” diyen kimsenin ölmüş kalbi hayat bulur.

Eş Şehid Anlamı ve Fazileti

Eş Şehid

Allah Teâlâ kullarına en mükemmel şekilde şahitlik eden, yarattıklarının halini en iyi şekilde bilendir. Evladı sözünü dinlemeyen anne-babalar sabah namazı vaktinde çokça “Yâ Şehîd” derse, çocukları itaatkâr olur.

Arif isyan ve günahlardan kaçınır. Devamlı doğruluk üzere kalır.

El Hak Anlamı ve Fazileti

El Hak

Hak Teâlâ varlığı gerçek ve doğru olandır. Büyüklüğe ve yüceliğe layık olandır. Bu isim Cenâb-ı Hakk’ın zatî sıfatlarındandır. Her kimin kaybolan bir şeyi olursa bu ismi şerifi çokça tekrarlandığında aradığını bulur.

Arifin esmaül hüsna fazileti bu isimden nasibi şudur:

Arif Allah Teâlâ’yı izzet ve bekâ sahibi bilir. O’nun dışındakileri ise acziyet ve fenâ ehli… Böyle olunca Hakk’a tam anlamıyla yönelir. Hakiki imanla vasıflanmak için O’nun mükafatlarını mecazî görür.

El Vekil Anlamı ve Fazileti

EL-VEKİL

Rabbü’l-âlemîn kendisine güvenen kullarının işlerini en iyi şekilde yoluna koyandır. Herhangi bir hususta korkusu olan kimse bu ismi çokça tekrarlarsa güvende olur.

Arif Hak Teâlâ’ya tam anlamıyla teslim olur. İşlerini O’na havale eder, O’ndan başkasından bir şey istemez. Muhakkak ki en doğrusunu Rabbü’l-âlemîn bilir.

El-Kavi Anlamı ve Fazileti

el kaviy

Allah Teâlâ gücü ve kudreti sınırsız olandır. Hiçbir şey O’nu aciz bırakamaz.

El Metin Anlamı ve Fazileti

El Metin

Cenâb-ı Hak gücü ve kudreti asla azalmayandır, kuvvet ve kudret sahibidir.

Bu iki isim de (el-Kavî ve el-Metîn) Allah Teâlâ’nın zatî sıfatlarındandır. Arifin bu isimlerden nasibi şudur:

Arif kendini aciz ve zayıf görür, güç ve kudreti O’nda arar.

El Veli Anlamı ve Fazileti

El Veliyy

Allah Teâlâ kendisine yönelenlere dost olandır. Arifin bu isimden nasibi şudur:

Arif Cenâb-ı Hakk’ı tanıyıp O’na ve salih kullarına dost olur. Hakk’ın veli kullarına dostlukta tereddüt etmez. O’nun dostlarına hürmet eder, yollarından ayrılmaz.

El Hamid Anlamı ve Fazileti

El-Hamid

Hak Teâlâ bütün güzelliklerle muttasıftır. Tüm mahlûkatın diliyle övgüye, hamde layık olandır.

Arif sıfat-ı hamideyi (övülmüş sıfatları) elde edip sıfat-ı zemimeden (yerilmiş sıfatlardan) kurtulmaya gayret eder.

El Muhsi Anlamı ve Fazileti

El Muhsi

Cenâb-ı Hak her şeyin sayısını bilen ve bütün işlere güç yetirendir.

Arif zâhirî ve bâtınî nimetleri sayar, onların şükrünü eda etmek için gücü nispetinde çabalar.

Misra:

ای شکر نعمتهای تو چند آنکه نعمتهای تو

Ey şükr-i ni’

methâ-yi tû çend ûnki ni’methâ-yi tû

[Ey nimetlerinin şükrü, nimetleri kadar çok olan Allah’ım!]

El Mubdi’ Anlamı ve Fazileti

el mübdi

Allah Teâlâ mahlûkatı maddesiz, örneksiz olarak ilk baştan yaratandır, kâinatı yoktan var edendir.

El Muid Anlamı ve Fazileti

El-Muid

Rabbü’l-âlemîn varlıkları yok ettikten sonra tekrar diriltendir.

Arif ahiret hayatını dünya hayatına tercih eder.

El Muhyi Anlamı ve Fazileti

El Muhyi

Allah Teâlâ bedeni ruh, kalbi de iman ile yaşatandır. En doğrusunu Cenâb-ı Hak bilir.

El Mümit Anlamı ve Fazileti

El-Mümit

Hak Teâlâ yarattığı mahlûkatın hayatına ölüm kazasıyla ancak kendisi son verendir. Küfür ve isyan yolunu seçenlerin ruhlarını öldürendir.

Arif ilâhî feyiz istikametiyle kalbini diriltir, kötü huylarını güzel ahlâka tebdil için gayret eder. Zira ilâhî teyid ve kayyûmî cezbeler ölü kalpleri diriltir, doğru yolu bulmak isteyen kulun kalp yurdunu kahhârî nazarla mâsivadan çekip çıkartır.

El Hay Anlamı ve Fazileti

el hay

Cenâb-ı Hak ezelî ve ebedî hayat sahibi olup O’nun hayatı ruhtan ve ölümden münezzehtir.

Arif hakikî iman ve ledünnî ilim ile hayat bulur.

El Kayyum Anlamı ve Fazileti

El Kayyum

Allah Teâlâ sürekli diridir ve mülk sahibidir. Her şey O’na muhtaçtır, o ise hiçbir şeye muhtaç değildir. Cenâb-ı Hakk’ın varlığı zatıyla kaimdir, bütün mahlûkatın dirilişi ancak O’nunladır.

Arif mâsivâdan yüz çevirir. Her anında tam bir tevecühle Cenâb-ı Hakk’a yönelir ve istikamet üzere hareket eder. Düşmüşlerin yolunu hakikate ulaştırır.

El Vacid Anlamı ve Fazileti

el vacid
el vacid

Hak Teâlâ dilediği şeye güç yetirendir. Dilediğini bilen, isteyen ve bulandır.

Arif kendisini Rabbü’l-âlemin’e muhtaç görür, O’nun katında acizliğini bilir.

El Macid Anlamı ve Fazileti

El Macid

Cenâb-ı Hak yüceliğin ve büyüklüğün gerçek sahibidir.

Arif kendisini eksik ve hakir bilir.

El Vahid Anlamı ve Fazileti

el Vahid

Allah Teâlâ adet yönüyle kendi fiillerinde ve zatında tektir.

El Ehad Anlamı ve Fazileti

el ehad

Allah Teâlâ ölçü yönüyle kendi sıfatlarında yegâne olandır.

Arifin nasibi; taklidi iman, yakîn ve müşâhede mertebelerindeki derecelerine göredir.

Es Samed Anlamı ve Fazileti

es samed

Rabbü’l-âlemîn ihtiyaçları ve sıkıntıları giderendir, kendisinin ise hiçbir şeye ihtiyacı yoktur.

Arif Allah Teâlâ’dan başka maksadın ve melcein olmadığını bilir.

El Kadir Anlamı ve Fazileti

el kadir

Cenâb-ı Hak sonsuz güç ve kudret sahibidir. Her istediğini istediği gibi, sonsuz güç ve kudretiyle yapandır.

El Muktedir Anlamı ve Fazileti

el-muktedir

Allah Teâlâ gücü her şeye yeten, her şeyi dilediği duruma getiren, kuvvet sahipleri üzerinde istediği gibi tasarruf edendir.

Arif Cenâb-ı Hak’tan başka hakiki kuvvet ve kudret sahibinin olmadığını bilir. Kendini ve Rabbü’l-âlemîn’in dışındaki her şeyi O’nun sonsuz kudretinin esiri olarak görür.

El Mukaddim Anlamı ve Fazileti

el mukaddim

Allah Teâlâ itaat edenleri öne alandır.

El Muahhir Anlamı ve Fazileti

el muahhir

Cenâb-ı Hak isyan ehlini geriye bırakandır.

Arif izzet ve hürmeti Hak Teâlâ’ya olan taati sebebiyle bilir. Alçalmayı ve hâkirliği de O’na olan isyanından…

El Evvel Anlamı ve Fazileti

el evvel

Allah Teâlâ her şeyden önce vardı, O’nun varlığının başlangıcı yoktur.

El Ahir Anlamı ve Fazileti

al ahir

Allah Teâlâ hep var olacaktır, O’nun varlığının sonu yoktur.

Bu ism-i şerif ile Arif her şeyin bekâ ve fenâsini O’ndan bilir. Varlık O’ndandır ve her şey O’na dönecektir.

Ez Zahir Anlamı ve Fazileti

Ez Zahir

Allah Teâlâ gökyüzünde ve yeryüzünde delillerle varlığı apaçık görünendir.

El Batın Anlamı ve Fazileti

EL – BATIN

Cenâb-ı Hak zatını gizleyendir. Akıl ve zan ile O’nun künhünü bilmenin imkânı yoktur.

Arif âlemdeki her zerrede O’nun varlığının delilini görür, bütün mahlûkatın var oluşunu O’ndan bilir.

El Vali Anlamı ve Fazileti

el vali

Hak Teâlâ âlemi hakkıyla idare edendir.

El Müteali Anlamı ve Fazileti

el-muteali

Allah Teâlâ’nın zatı öyle yücedir ki insanların hayal, zan, düşünce ve sözlerinden uzaktır.

Bu ism-i şerif ile Arif iki âlemde de aziz olmak için Rabbü’l-âleminin emir ve yasaklarına tam anlamı ile riayet eder.

El BERR Anlamı ve Fazileti

el-berr

Allah Teâlâ iyilik yapandır, muhsindir. İyilik ve lutufla, kullarına karşı şefkatli ve merhametli olandır.

Arif gücü yettiğince mahlûkata ihsanda bulunur.

Et Tevvap Anlamı ve Fazileti

Et Tevvab

Rabbü’l-âlemîn günahkâr kullarının tövbelerini kabul edendir.

Arif kendisine karşı kötülük yapanların özrünü kabul eder. Her ne kadar günahkâr olsa da O’nun rahmetinden asla ümidini kesmez.

El Müntekim Anlamı ve Fazileti

el muntekim

Allah Teâlâ’dan isyan ehlini, kâfirlerini cezalandırıcıdır.

Bu ism-i şerif ile Arif cihâd-ı ekber32 ve cihâd-i asgar33 ile hareket eder.

El Afüvv Anlamı ve Fazileti

el afüvv

Allah Teâlâ günahlarından tövbe eden kimselerin kalplerini temizleyendir.

Arif kendisine kötülükte bulunanları elinden geldiğince affeder. Âlemdeki bütün mahlûkata inayet nazarıyla bakar.

Er Rauf Anlamı ve Fazileti

er rauf

Cenâb-ı Hak kullarına çok merhametli ve şefkatlidir.

Arif âlemdeki bütün mahlûkata şefkatle ve inayet nazarıyla bakar.

Mâlikül Mülk Anlamı ve Fazileti

malikül mük

Rabbü’l-âlemîn mülkün ebedî ve ezelî tek sahibidir. Dünya mülkünü düşmanlarına, ahiret mülkünü ise dostlarına verir.

Arif dünya ve ahiret saadetini Hak Teâlâ’dan arar.

Zül Celali Vel İkram

Allah Teâlâ büyüklük ve azamet sahibidir, O’nun yüceliği haktır. Büyüklüğüne sübûtî ve selbî sıfatlarında işaret olunur. Bu isimden Arifin nasibi bir önceki isimde belirttiğimiz gibidir.

El Muksit Anlamı ve Fazileti

el muksit

Cenâb-ı Hak hükmünde âdil ve insaflıdır. O, bütün hüküm ve işleri denk ve birbirine uygun olandır.

Arif doğruluğu kendine düstur edinir.

El Cami Anlamı ve Fazileti

el cami

Allah Teâlâ her istediğini istediği yerde ve istediği zamanda toplayabilendir. Kıyamet gününde de mahlûkatı toplayacak olan O’dur.

Arif ahireti için hayırlı ve güzel ameller yapmakta istidatli olur.

El Ğaniyy Anlamı ve Fazileti

el ğaniyy

Cenâb-ı Hak muhtaç olmayandır. O, her şeyden ve herkesten müstağnidir.

El Muğnî Anlamı ve Fazileti

EL – MUĞNİ

Hak Teâlâ fakir kullarını zahmetsiz ve eziyetsiz zengin kılandır.

Arif Cenâb-ı Hak’tan başkasından bir şey istemekten yüz çevirir. Herkesi fakir ve muhtaç bilir.

El Mâni Anlamı ve Fazileti

el mani

Rabbü’l-âlemîn hikmet, kudret ve kaza ile istediği herkesten belâ ve ihsanı kaldırandır.

Arif ihsanı ancak Hak’tan bekler. Belâ ve musibet anında sadece O’na sığınır.

Ed Dâr Anlamı ve Fazileti

ed dar

Allah Teâlâ elem ve zarar verecek şeyleri yaratandır.

En Nafi Anlamı ve Fazileti

en nafi

Cenâb-ı Hak devamlı olarak bütün mahlûkata hayır ve fayda sağlayan, faydalı şeyler yaratandır.

Arif fayda ve zararı O’ndan bilir ve sebeplerden yüzünü çevirir. Bu ismin bereketiyle Hz. İbrahim (a.s) ateşe atıldığında yanmadı, Hz. Musa (a.s) suya girdiğinde boğulmadı.

En Nûr Anlamı ve Fazileti

En-nur

Teâlâ bütün âlemi nuruyla aydınlatan, kalpleri ferahlatandır.

Arif ibadet ve taatteki kalp nurunu ve gönül huzurunu O’ndan bekler.

El Hâdi Anlamı ve Fazileti

el-hadi

Cenâb-ı Hak kullarına yol gösteren ve onları hidayete erdirendir.

Arif ilim ve irşad ile cahillere yol gösterir. Kendisi de yükünden ve derdinden selâmete çıkar.

El Bedi’ Anlamı ve Fazileti

el-Bedi

Allah Teâlâ yeryüzü ve gökyüzünün güzelliklerini yenileyendir. Müminlerin kalplerini yakîn nuruyla tecdid edendir.

Bu ism-i şerif ile Arif bütün iyilikleri ve güzellikleri O’ndan bilir. Mahlûkatı tanır, ceza günü çaresizliğe düşmemek için Hakk’a müteveccih olur.

El Bâkî Anlamı ve Fazileti

EL-Baki

Rabbü’l-âlemîn varlığının sonu olmayandır.

Bu ism-i şerif ile Arif Hak Teâlâ’yı dost edinir ve kalbini O’ndan başkasına yöneltmez. Baki olan ancak O’dur, O’nun dışındaki her şey fânidir.

El Vâris Anlamı ve Fazileti

el varis

Allah Teâlâ gerçek maliktir. Yaratılmış her şey, mal, mülk ve servetler yine O’na dönecektir.

Bu ism-i şerif ile Arif mal ve mülkünü kendine ait olarak görmez. Sahibi olduğu her şeyin bir gün gerçek sahibine iade edileceğini bilir.

Er Reşid Anlamı ve Fazileti

er reşid

Cenâb-ı Hak doğru yolu gösterendir. Bu isim O’nun hak ve doğruluğunun ikrarıdır.

Es Sabûr Anlamı ve Fazileti

es sabur

Allah Teâlâ günahkâr kullarının azabını erteleyendir.

Arif işlerinde sabırlı olur. Günahkâr insanların cezalandırılmasında aceleci olmaz. Nitekim âyet-i kerimede şöyle bildirilmiştir:

“O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir” (Şûrâ 42/11).

Yani Cenâbı Hakk’a benzeyen hiçbir şey yoktur. O, bütün sesleri kulağı olmadan işitendir, her şeyi gözü olmadan görendir. Bu âyet-i kerimede teşbih (müşebbihe)34 ve ta’til (muattıla)35 ehlinin görüşleri ortadan kaldırılmıştır. Muhakkak ki en doğrusunu Allah Teâlâ bilir.

Son Söz

Başta ve sonda hamd O’nundur. Âlemlere rahmet olarak gönderilen resûlü Muhammed’e onun temiz ve pak olan âlu ashabına salât ve selâm olsun.

Ey merhametlilerin en merhametlisi, senin rahmetinle bu yazımız son buldu.

Haşiye | Dipnot

  1. (Araf 7/ 180 )
  2. (Şûrâ 42/11)
  3. (Haşr 59/22-24)
  4. (İsra 17/110)
  5. (Haşr 59/22-24)
  6. (Haşr 59/22-24)
  7. Daha fazla bilgi için bk. Bekir Topaloğlu, “Esmaül Hüsna“, DİA, 11/404-418.
  8. (A’la 87/1)
  9. (Araf 7/ 180 )
  10. Buhari, Şurût, 18; Müslim, Zikir, 2; Tirmizî, Daavât, 83.
  11. (Müzzemmı 73/20
  12. Münâvi, Feyzü’l-Kadîr, nr. 5711.
  13. Celaleddin, Rümi, Mesneyi Cilt l, Beyit 3452-3457, s.219-220.
  14. Celaleddin, Rümi, Mesneyi Ciit l, Beyit 3459,3460 s. 220.
  15. Celaleddin, Rümi, Mesnevi Cilt l, Beyit 3463, s. 220.
  16. Ebü Nuaym, Zikru Ahbâri İsbahân, 1/78; İbn Adî, el-Kâmil,1/254.
  17. (Bakara 2/60).
  18. (Haşr 59/22).
  19. (Bakara 2/222).
  20. (Yâsîn 36/58)
  21. Allah Teâlâ Ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur “Ve sizi bulutla gölgeledik, size kudret helvası ve bıldırcın gönderdik ve ‘Verdiğimiz güzel nimetlerden yeyiniz’ (dedik), Hakikatte onlar bize değil sadece kendilerine kötülük ediyorlardı” (Bakara 2/57).
  22. İsrail oğulları Tih sahrasına düştüklerinde yiyecek istediler. Hz. Musa’nın [aleyhisselam] duası bereketiyle Allah Teâlâ onlara men indirdi. Men’in ne olduğu hususunda değişik rivayetler vardır. Demişlerdir ki: “Allah Teâlâ bu menden her gece yapraklar üzerine her kişi için yetecek miktarda yağdırdı.” Bunu yiyen İsrail oğulları: “Ey Musa! Tatlı yemekten usandık. Allah Teâlâ’ya dua et de bize yiyecek et versin” dediler. Hz. Musa [a.s] dua etti. Allah Teâlâ onlara seIva indirdi. Her kişi men ve selvadan bir gece ve bir gün yiyeceği kadar aldı. İsrail oğulları bu nimetin de kıymetini bilmediler. “Men ve selvadan bıktık. Bakla, soğan, gibi şeyler isteriz” dediler. Nimete şükretmediler. Men ve selvayı da biriktirmeye başladılar. Fakat bunlar kurtlanıp bozuldu, yiyemediler.
  23. Vuküf-ı zamani: Nakşibendiyye tarikatındaki on bir esastan biridir. İçinde bulunulan halin bilincinde olmak, demektir. Daha fazla bilgi için bk. Hamid Algar, “Nakşibendiyye”, DiA,32/342.
  24. Vâkıa: Gayb âleminden kalbe gelen mânayı ifade eden tasavvuf terimi. Tasavvuf literatüründe sûfinin vecd ve istiğrak halinde vakıf olduğu hakikatleri anlatmak için kullanılır. Vâkıa uyku ile uyanıklık arası bir halde iken meydana gelir; rüyaya benzemekle birlikte esasen ondan farklıdır (Hür Mahmut Yücer, “Vâkıa”, DİA, 42/470,
  25. (Zariyat 51/21)
  26. (Furkan 25/62)
  27. Her şey Rabbü’l âlemin’in izni ve ihsanıyla gerçekleşir. İnsana tutukluk ve daralma halini veren de ferahlığı yaşatan da O’dur. O dilerse kişi imanla şereflenir ve huzur bulur, dilemezse kişi küfür bataklığında kalır. Esasen Mevlânâ bu mısraları Şems’e yazmıştır. Hakiki manada Müslümanlığı kendisine mürşit kabul ettiği Şems’ten öğrendiğini ifade etmiştir. Beyitte geçen Müslümanlıktan Murad Kâmil anlamda İslam’ı yaşamak, küfürden Murad ise nefs-i emmârenin buyruklarına uymaktır. Şeyh Ya’kub-i Çerhî de bu beyite gönderme yapmış ve her şeyin Allah Teâlâ’nın tasarrufunda olduğuna işaret etmiştir. Yani, “Bana rahmetinle muamele etmezsen karanlık ve küfür içinde kalırım. Eğer tecellilerini bana gösterirsen o vakit senin ulûhiyetini ve rubûbiyetini müşahede ederek imanla şereflenirim” demektedir.
  28. Kabz ve bast: Kabz, sâlikin bir anda kalbine gelen manevi sıkıntı, huzursuzluk sebebiyle hissettiği tutukluk ve durgunluk halini anlatır. Karşıtı “bast” (rahatlık, ferahlık) ile kullanılır.
  29. Bu beyitte Allah Teâlâ’nın affının yüceliğine vurgu yapılmıştır.Yoksa günahlara tövbe etmeye gerek yoktur, gibi bir mana anlaşılmamalıdır.
  30. Tirmizî, Sifatü’l-Kıyâme, 25.
  31. Baras: Vücutta beyaz lekeler meydana getiren bir hastalık.
  32. Cüzzam: Bulaşıcı bir deri hastalığı.
  33. Nefis mücadelesi olan büyük cihad.
  34. Silahlı mücadele olan küçük cihad.
  35. Müşebbihe: Allah’ı yaratıklara veya yaratıkları Allah’a benzetme sonucunu doğuran inançları benimsemiş gruplara verilen ad. Sözlükte “benzetmek” anlamındaki teşbîh kökünden türeyen müşebbihe kelimesi “benzetenler” demektir. Terim olarak Allah’ı yaratıklara veya yaratıkları Allah’a benzeten yahut bu sonuçları doğurduğu ileri sürülen inançları benimseyenleri ifade eder (Yusuf Şevki Yavuz, “Müşebbihe”, DÍA, 32/156).
  36. Muattıla: Allah’ın zatını sıfatlarından tecrit edenlere verilen Muattila kelimesi, sözlükte “boş ve hâli olmak” anlamındaki atl (utül) kökünün tef’il kalıbından türeyen muattılın (boş ve hâli kilan) isim şeklidir. İlk dönemlerde Allah’ın zâtını sıfatlarından soyutlayanları ifade eden muattıla sonraları Allah’ın varlığını tanımayan, tabiatın yaratıcının tasarrufundan bağımsız varlığını sürdürdüğünü ileri sürenler için de kullanılmıştır. Kaynaklarda muattıla yerine ehl-i ta’tîl tâbiri de geçmektedir (Mustafa Sinanoğlu, “Muattıla”, DİA, 30/330).

Kaynakça | Bibliyografya

Abdülmecîd Hânî, Hadâiku’l-Verdiyye: Nakşi Şeyhleri (trc. Mehmet Emin Fidan), İstanbul: Semerkand Yayınları, 2011.

Aclûnî, İsmail b. Muhammed, Keşfü’l-Hafâ, c. 1-2, Beyrut 1997.

Algar, Hamid, “Alâeddin Attâr”, DIA, 2/319-320. a.mlf.,”Bahâeddin Nakşibend”, DIA, 4/458-460. a.mlf., “İmâm-ı Rabbânî”, DIA, 22/194199. a.mlf., “Muhammed Pârsâ”, DIA, 30/563-565. a.mlf., Nakşibendîlik, İstanbul: Insan Yayınları 2013. Ali el-Kârî, Mirkâtü’l-Mefâtih, Beyrut 1994.

Ali el-Müttakî, Allâme Alâeddin Ali el-Müttakî b. Hüsameddin el-Hindi, Kenzü’l-Ummal, Beyrut: Müessesetü’r-Risâle, 1993.

Bekir Topaloğlu, “Esmâ-i Hüsnâ”, Dia, 11/404-418 Buhârî, Muhammed b. İsmail, es-Sahîh, c. 1-4, Kahire 2004.

Celâleddin, Rûmî, Mesnevî (trc. Adnan Karaismailoğlu), Ankara: Akçağ Yayınları, 2010.

Dâvûd İbrâhimî, “Esrârnâme”, DIA, 11/434-435. Ebû Nuaym, Zikru Ahbâri İsbahân, c. 1-2, Leiden 1931.

Hâkim en-Nîsâbûrî, Ebû Abdullah Muhammed, el-Müstedrek, Beyrut 1990.

Haksever, Ahmet Cihat, Ya’kûb-i Çerhî Hayatı, Eserleri ve Tasavvuf Anlayışı, İstanbul: İnsan Yayınları, 2009.

Hasan Enverî, Ferheng-i Büzürg-i Suhen, Tahran: İntişârât-i Suhen, 1382.

Hüseyin Vassâf, Sefîne-i Evliyâ (haz. Mehmet Akkuş-Ali Yilmaz, İstanbul: Kitabevi Yayınları, 2006.

İbnü’l-Esîr, Mecdüddin, Câmiu’l-Usûl fî Ehâdîsi’r-Resûl, Beyrut: Darü’l-fikr, 1983.

Metinlerle Tasavvuf Terimleri Sözlüğü (ed. Zafer Erginli), Istanbul: Kalem Yayınevi, 2006.

Mevlânâ Ali b. Hüseyin es-Saff, Reşehật: Hayat Pınarından

Can Damlaları (sad. Mustafa Özsaray), İstanbul: Semerkand Yayınları, 2013.

Molla Câmî, Nefehâtü’l-Üns min Hadarâti’l-Kuds (trc. Lâmiî Çelebi, haz. Süleyman Uludağ-Mustafa Kara), İstanbul 2014.

Mustafa Öztürk-Mehmet Suat Mertoğlu, “Zemahşeri”, DIA, 44/234-238.

Münâvî, Muhammed Abdürrauf, Feyzü’l-Kadîr, c. 1-13, Riyad 1998.

Müslim, Ebü’l-Hüseyin b. Haccâc el-Kuşeyrî, es-Sahîh, c. 1-5, Beyrut 2003.

Necmeddin b. Muhammed Nakşibendî, Hulâsatü’l-Mevâhib: Altın Silsile (haz. İbrahim Tozlu), İstanbul: Semerkand Yayınları, 2013.

Nesai, Ebû Abdurrahman, es-Sünen, c. 1-8, İstanbul 1992. Nevşânî, Ârif, “Yakûb-i Çerhî”, DİA, 43/281. Sayyid Maqbul Ahmad, “Bombay”, DİA, 6/280. Sinanoğlu, Mustafa, “Muattıla”, DİA, 30/330.

Taberî, Ebû Cafer Muhammed b. Cerîr, Târih, Beyrut: Dârü’l-Kütübi’l-İlmiyye, 2005.

Tahsin Yazıcı – Süleyman Uludağ “Hâce Abdullah”, DIA, 17/222.

Tirmizî, Ebû İsa Muhammed b. Isa, es-Sünen, c. 1-5, Beyrut 1987.

Tosun, Necdet, Bahâeddin Nakşibend Hayatı, Görüşleri, Tarîkatı, İstanbul: İnsan Yayınları, 2015.

a.mlf., “Ubeydullah Ahrâr”, DIA, 42/19-20.

Uludağ, Süleyman, Tasavvuf Terimleri Sözlüğü, İstanbul: Marifet Yayınları, 1995.

a.mlf., “Bâharzî, Seyfeddin”, DIA, 4/474-475. Yavuz, Yusuf Şevki, “Müşebbihe”, DIA, 32/156.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

0

Sizin Tepkiniz Nedir?

+ +
0
+
+ +
0
+
+ +
0
+
+ +
0
+
+ +
0
+
+ +
0
+
+ +
0
+
Bâhiš Muhammed
Dinmatik İslam Sitesini Yöneten Araştırmacı Yazar.

2 Yorum

Bir format seçin
Kişisel Test
Kişiliğe dair bir şey ortaya çıkarmayı amaçlayan sorular dizisi
Basit Test
Bilgiyi kontrol etmek isteyen doğru ve yanlış cevaplı sorular dizisi
Anket
Karar vermek veya görüş belirlemek için oylama yapmak
Serbest Yazı
Yazılarınıza Görseller Bağlantılar Ekleyebilirsiniz
Liste
Klasik İnternet Listeleri
Geri Sayım Listesi
Klasik İnternet Geri Sayım Listeleri
Açık Liste
Kendi öğenizi gönderin ve en iyi sunum için oy verin
Oylanabilir Liste
En iyi liste öğesine karar vermek için yukarı veya aşağı basın
Fotoyla Anlatım
Kendi resimlerinizi yükleyin ve birşeyler anlatın
Video
Youtube, Vimeo veya Vine Kodları
Ses
Soundcloud veya Mixcloud İçerikleri
Görsel
Fotoğraf veya GIF
GIF
GIF Formatı