El- Basit Anlamı | El Basit Ne Demek?


1
1 Beğeni
El Basit

El basit anlamı: Cenab-ı Hak kullarının rızıklarını genişleten ve Ariflerin gönüllerini ferahlatandır. Mikail (a.s) yağmurları bu ismin bereketiyle yeryüzüne gönderir. Her kim seher vaktinde avuçlarını açıp bu ismi çokça tekrarladıktan sonra ellerini yüzüne sürerse fakirliğe düşmez.

El basit ne demek: Arif, darlıkta sabreder, ferahlıkta şükreder, Kabz anında Cenabı Hakk’ın celalini görür, bast anında O’nun cemalini müşahede eder. Şah-ı Nakşibend [k.s] bize kabz halinde tövbe ve istiğfarı, bast halinde ise şükrü emrettiier. Buyurdular ki, “Bu iki hale de riayet etmek ‘vukufi zamani’22 dendir. ” Yine buyurdular ki, “Derviş vâkıalara23 iltifat etmemelidir. Zira bu, çok ibadetin kabul edildiğinin delili değildir. Derviş, kabz ve bast hallerinin sahibi olmaya gayret etmelidir ki böylece,

El basit fazileti: ‘Kendi nefislerinizde de öyle. Görmüyor musunuz?’24 Ayet-i kerimesinin sırrı kendisine malum olsun.”

Bu hususta şu fakirin (Ya’k0b-i Çerhi’nin) kalbine şöyle geliyor:

“İbret almak veya şükretmek dileyen kimseler için gece ile gündüzü birbiri ardınca getiren de O’dur”)25 âyet-i kerimesinde bu iki hale işaret vardır. Göğüslerin genişlemesi ve daralması O’ndan bilinmelidir. Nitekim Mevlana Celaleddin Rumi (k.s) Divân-ı Kebir’inde şu mısraları dile getirmiştir:

Beyit:

اگر پنهان شوی از من همه تاریکی و کفرم اگر پیدا شوی بر من مسلمانم بجان تو

Eger pinhân şevî ez men heme târîfkiyû küfrem

Eger peydâ şevi ber men müselmânem be-cân-i tû

[Eğer benden gizli kalırsan, her an karanlık ve küfürdeyim. Eğer ortaya çıkarsan senin canınla Müslümanım ben. ]26

Büyüklerden bir zat bu anlamda şöyle demiştir:

“Kabz ve bast halinde velîlerde görülen haller, vahiy anında nebilerde görülen haller gibidir.”

Her şey Rabbü’l âlemin’in izni ve ihsanıyla gerçekleşir. İnsana tutukluk ve daralma halini veren de ferahlığı yaşatan da O’dur. O dilerse kişi imanla şereflenir ve huzur bulur, dilemezse kişi küfür bataklığında kalır. Esasen Mevlânâ bu mısraları Şems’e yazmıştır. Hakiki manada Müslümanlığı kendisine mürşit kabul ettiği Şems’ten öğrendiğini ifade etmiştir. Beyitte geçen Müslümanlıktan Murad Kâmil anlamda İslam’ı yaşamak, küfürden Murad ise nefs-i emmârenin buyruklarına uymaktır. Şeyh Ya’kub-i Çerhî de bu beyite gönderme yapmış ve her şeyin Allah Teâlâ’nın tasarrufunda olduğuna işaret etmiştir. Yani, “Bana rahmetinle muamele etmezsen karanlık ve küfür içinde kalırım. Eğer tecellilerini bana gösterirsen o vakit senin ulûhiyetini ve rubûbiyetini müşahede ederek imanla şereflenirim” demektedir.

İnşallah faydalı olmuştur. Daha fazla bilgi için esmaül hüsna hakkındaki dev rehber adlı yazımızı okumanızı tavsiye ederiz.


Beğendiniz mi? Arkadaşlarınızla Paylaşın!

1
1 Beğeni

Sizin Tepkiniz Nedir?

+ +
1
+
+ +
0
+
+ +
0
+
+ +
1
+
+ +
0
+
+ +
0
+
+ +
0
+

0 Yorum

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir